Mayıs 2008 Arşivi
Belirtileriniz kötüleşiyorsa, aşağıdakilerin tümünü ya da bir kısmını fark edebilirsiniz:
• giderek daha fazla rahatlatıcı tedavi gerekmesi
• geceleri öksürme, hırıltı, nefes darlığı ya da göğüste daralma ile uyanma
• astım nedeniyle işe ara vermek zorunda kalma
• normal faaliyet ya da egzersizlerinize devam edemeyeceğinizi düşünme
Okumaya Devam “Astım Hatalığının Belirtilerinin Kötüleştiğini Anlama Yolları” »
Soğuk hava, astım ve solunum yolu ile sorunları olan kişilere ek rahatsızlıklar verebilir. Astımlı kişiler iyi ve önleyici tedbirlerle, doğru ilaç kullamıyla ve soğuğa karşı korunmayla kışın soğuğunda dışırıda dolaşabilirler. Soğuk tek başına en büyük sorun değildir. Soğuk havalarda havadaki kirlenme ve toz miktarının artması, özellikle şehirlerde ve çok nüfuslu yerleşim alanlarında, astımın genelde kötüleşmesine sebep olur. Kış mevsiminde daha sık görülen nezleler rahatsızlıkların artmasına neden olur. Astım değişik şekillerde ortaya çıkan bir hastalıktır ama bir çok kişi soğuk havalarda rahatsızlık hissedebilir. Oldukça soğuk havalarda (<10 °C) yoğun egzersizlerden kaçınmak ve dikkatli olmak önemlidir.
• Rahatlatıcı (mavi) inhaler ilacını iki kez püskürtün
• Dik oturup dar giysilerinizi gevşetin
Okumaya Devam “Astım Krizi Anında Ne Yapmalısınız?” »
Birçok astımlı düşük dozlu bir steroidin solunmasını içeren bir önleyici kullanmaktadır. Akılda bulundurulması gereken bazı noktalar şunlardır:
Okumaya Devam “Astım İçin Steroidleri Kullanmam Güvenli Mi?” »
Astım tedavilerinin çoğunu uygulamanın en etkili yolu, ilacın solunum yoluyla alınarak doğrudan akciğerlerinize girmesinin sağlanmasıdır. Önleyici tedavilerin çoğu steroidler içerir ve bunların inhaler ile alınması, çok daha düşük dozda steroid kullanılabilmesi, ve solunum yoluyla alınan ilaç doğrudan hava yollarına, yani gereken yere gittiği için vücudun diğer kısımlarında emilimin çok az olması anlamına gelmektedir.
Okumaya Devam “Astımımı Kontrol Altına Almak İçin Neden Tablet Kullanamıyorum?” »
Tedavinin amacı, hastaya astım ile ilgili şikayetlerinin olmadığı ya da en az düzeyde şikayetin olduğu bir yaşam sağlamak olmalıdır. Hasta normal bir yaşam aktivitesi gösterebilecek düzeye gelebilmelidir.
Astım bronşiale tanısı için hastanın hikayesi, muayene bulguları ve laboratuar testleri yol göstericidir. Tüm bunlara rağmen astım tanısına ulaşmak kolay olmayabilir.
1. Genetik faktörler : Astım hastalığının bilinen en önemli risk faktörü atopi, yani allerjik bünyedir. Atopinin ortaya çıkmasında ise genetik faktörlerin önemli rolleri vardır. Kalıtımın % 40-60 vakada rol oynadığı tahmin edilmektedir. Astımlı hastaların çoğunun yakın akrabalarında astım ya da diğer allerjik hastalıklardan bir ya da birkaçının olduğu tespit edilmektedir, ancak bu tüm olgular için geçerli değildir. Bazı vakalarda kişi veya ailesi allerjik bir durum tarif etmemektedir. Astımlı bir annenin çocuğunda astım görülme sıklığı %20-30’lara çıkarken, hem anne hem de baba astım ise bu oran % 60-70 değerlerine ulaşmaktadır.

