<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hastalık Rehberi &#124; Tüm Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Kalp Hastalıkları, Tedaviler, Hastalık Tedavisi, Göz Bozuklukları, Hastaneler, Grip Tedavisi, Diyetler</title>
	<atom:link href="http://www.hastalikrehberi.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hastalikrehberi.net</link>
	<description>Sağlıklı bir yaşam için hastalık rehberinize uğrayın...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 Jul 2011 16:16:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Limon suyu ve Sarımsağın İnanılmaz Mucizesi</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/sifali-bitkiler/limon-suyu-ve-sarimsagin-inanilmaz-mucizesi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/sifali-bitkiler/limon-suyu-ve-sarimsagin-inanilmaz-mucizesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2011 16:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Limon suyu ve Sarımsağın İnanılmaz Mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Limon suyu ve Sarımsak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2172</guid>
		<description><![CDATA[2 Litre limon suyu, 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak. Ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoz. Hazırlanışı Limonların suyunu iyice sıkıp kavanoza doldurunuz, soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp kavanozun kapağını kapatıyoruz, 25 gün boyunca normal ılık bir yerde saklanıp her gün çalkanacak,(sarımsaklar iyice [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2173" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_5.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-2173" title="Limon suyu ve Sarımsağın İnanılmaz Mucizesi" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_5-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">Limon suyu ve Sarımsağın İnanılmaz Mucizesi</p></div>
<p>2 Litre limon suyu,</p>
<p>40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak.</p>
<p>Ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoz.</p>
<p>Hazırlanışı</p>
<p>Limonların suyunu iyice sıkıp kavanoza doldurunuz, soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp kavanozun kapağını kapatıyoruz, 25 gün boyunca normal ılık bir yerde saklanıp her gün çalkanacak,(sarımsaklar iyice erimiş olacak)<span id="more-2172"></span></p>
<p>25 gün sonra kavanozu açıp her sabah aç karnına yarim veya içebiliyorsa bir çay bardağı içiyoruz kavanoz bitene kadar içilecek, kapağı hep kapalı olacak. Kavanoza asla su,seker v.b. karıştırılmayacak ancak çay bardağına aldığınız kısmini dilersek sulandırarak içebiliyoruz bunu içtikten sonra en az yarim saat bir şey yiyip içilmeyecek,yarim saat geçtikten sonra kahvaltı yapılacak mümkünse her sabah ayni saatte içilecek.</p>
<p>% 100 Kanıtlanmış Yarraları</p>
<p>1 -Tüm damar iltihapları (vaskülir) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor,damar sertliklerini ve hipertansiyonu<br />
önlüyor.</p>
<p>2- Kolesterol ve lipidi düşürüyor zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor bu dönemde diyet e dikkat etmek gerekiyor)<br />
sekeri düşürüyor,pankreasin yenilemesini sağlıyor.</p>
<p>3- Böbrek ve safra taslarını eritiyor idrar söktürüyor vücuttaki şişkinlik ve tüm dokulardan ödemi kaldırıyor.</p>
<p>4- Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini<br />
yapıyor.</p>
<p>5- Tüm romatizmal iltihabi önleyip,her tür romatizmal ağrıları dindiriyor,kireçlenmeyi önlüyor,eklem düzeylerinin<br />
yenilenmesini sağlıyor her türlü ağrıyı kesiyor.</p>
<p>6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerinin yenilenmesini sağlıyor sinirdeki   aksiyon potansiyelini düzenleyip<br />
ileri-refleks hızını artırıyor,felçlere ve VERTIGO\&#8217;da fayda veriyor.</p>
<p>7- Vücudun bağışıklık sistemini son derece kuvvetlendiriyor,ve her türlü alerji yi özellikle damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerji lerini kökünden kesiyor, kansere karış tüm vücudu koruyor.</p>
<p>Read more: Cilt Bakımı | Limon suyu ve Sarımsağın İnanılmaz Mucizesi http://www.saglikguzellikrehberi.com/post/limon-suyuve-sarimsagin-faydalari.aspx#ixzz1Sf9oC42W</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/sifali-bitkiler/limon-suyu-ve-sarimsagin-inanilmaz-mucizesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğal Bitkilerle Cilt Temizleme Losyonları</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/dogal-bitkilerle-cilt-temizleme-losyonlari.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/dogal-bitkilerle-cilt-temizleme-losyonlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 17:01:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik İpuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Bitkilerle Cilt Temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Temizleme Losyonları]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Bitkilerle Cilt Temizleme Losyonları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2169</guid>
		<description><![CDATA[Ihlamur, karahindiba, papatya, adaçayı, at kuyruğu, nane gibi otlarla evde yapacağınız losyonlar, hem cilde kadife gibi parlaklık sağlayan, hem de kırışıkları zamanla azaltan mükemmel birer doğal toniktir. Her gün temizlenen ciltte sorunlar kolay kolay barınmaz. Fakat hem cildi temizleyeyim hem de kırışıklık lara karşı mücadele edeyim diyorsanız, formülün doğada olduğunu belirtelim. Porselen görünümlü bir cilt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_4.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2170" style="border: 10px solid white;" title="image.axd" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_4-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Ihlamur, karahindiba, papatya, adaçayı, at kuyruğu, nane gibi   otlarla evde yapacağınız losyonlar, hem cilde kadife gibi parlaklık   sağlayan, hem de kırışıkları zamanla azaltan mükemmel birer doğal   toniktir.</strong></p>
<p>Her gün temizlenen ciltte sorunlar kolay kolay barınmaz. Fakat hem cildi  temizleyeyim hem de kırışıklık <span id="more-2169"></span>lara karşı mücadele edeyim diyorsanız,  formülün doğada olduğunu  belirtelim. Porselen görünümlü bir cilt elde  etmek istiyorsanız, şifalı  otların bu özelliğine göz atın. Yalnız  kullanacağınız otların  Anadolu’nun saf ve temiz topraklarından toplanmış  olması gerekmektedir.  Egzoz gazlarının olmadığı yerlerden elde edilmeli  ve usülüne uygun  olarak kurutulmuş özellikteki bitkiler tercih  edilmelidir. (Zamanında  toplanmış ve doğru biçimde kurutulmuş şifalı  bitkilere nasıl  ulaşacağınızı öğrenmek için maille danışabilirsiniz.)</p>
<p><strong>Doğal tonikleri nasıl hazırlayabilirsiniz?</strong></p>
<p><strong>-</strong> Ihlamur, papatya, adaçayı ve at kuyruğunu kaynamış  suya atın. Bir kaba  hepsinden birer tutam koyun. Üstünü kapatıp, 30  dakika demlenmesini  bekleyin. Bu karışımın suyu da cildinize parlaklık  sağlayan,  kırışıkları zamanla azaltan mükemmel bir doğal toniktir.</p>
<p><strong>-</strong> Birer tutam (Bir tepeleme dolu çorba kaşığı)  adaçayı  yapraklarını ve ıhlamur çiçeklerini kaynatın, soğutun.  Sabahları yüz ve  boynu bu su ile silerseniz zamanla kırışıklık lar azalır.</p>
<p><strong>- </strong>Kaynattığınız  papatyanın suyu ile her sabah yüzünüzü  silin. Ardından nemlendirici  kremi yüzünüze sürün. Bu uygulama ile  zamanla cilt elastikiyetini  artırır, kırışıklık lar görünümünü kaybeder.</p>
<p><strong>-</strong> Kıyılmış maydanoz kök ve saplarını 2 bardak suda  kaynatın. Sabah ve akşam bu su ile yüz, boyun ve ellerinizi silin.  Kırışıklık lara karşı korur. Maydanoz suyu kuru ciltler için mükemmel bir  doğal losyondur.</p>
<p><strong>-</strong> Karahindiba yaprakları üzerine (2 yemek kaşığı) 1 su  bardağı su ilave  edin. 15 dakika pişirin. Bu su soğuyunca pamukla  cildinizi silin.  (Normal ciltler için kullanılır.)</p>
<p><strong>Östrojen içeren bitkiler de çok faydalıdır…</strong></p>
<p><strong>-</strong> Adaçayı ve civanperçemi östrojen içeren bitkilerdir.  Bu iki bitkiden  birer tutam alın ve kaynatın. Suyu ile yüzünüzu pamukla  silebilirsiniz.  Hem parlak bir deri görüntüsu elde edersiniz hem de eğer  menopoz dönemindeyseniz, bundan dolayı (östrojen eksikliği nedeniyle)  görüntüsü bozulan cildinizi düzeltebilirsiniz.</p>
<p><strong>-</strong> Kurutulmuş adaçayı, papatya, nane ve maydanozu birer  tutam olmak  kaydıyla bir kaba koyun. Bir buçuk su bardağı su ilave edin  ve  kaynatın. Soğuduktan sonra içine bir çay bardağı aloevera suyu katın.   (Fakat aloevera suyunu güvendiğiniz bir markadan satın almalısınız)   Biraz da gül suyu ilave ettiğiniz de doğal toniğiniz hazırdır.<br />
<strong><br />
-</strong> Başka bir geleneksel cilt temizlik otu da ısırgan. Kıyılmış 2  yemek  kaşığı ısırgan üzerine kaynamış bir bardak su dökün. 15 dakika   demlenmesini bekleyin. Bu su ile sabah ve akşam yüzünüzü silin. (Normal   ciltler için kullanılır.)</p>
<p>Bütün bu doğal tonik kullanım  işleminden sonra mutlaka (eğer cildiniz  kuru ise) yağlı bir krem  kullanmalısınız. Eğer cildiniz yağlı ise, cilt  tipinize uygun  kreminizi, doğal losyonla deriyi silme uygulamasından  sonra  sürmelisiniz.</p>
<p>Serin günler, doğal yaşamlar temenni ediyorum…</p>
<div>
<a href="http://www.saglikguzellikrehberi.com/post/dogal-bitkilerle-cilt-temizleme-losyonlari.aspx#ixzz1SNnCoxOG"></a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/dogal-bitkilerle-cilt-temizleme-losyonlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Multi Cilt Bakım Yağı</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/multi-cilt-bakim-yagi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/multi-cilt-bakim-yagi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 16:56:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik İpuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Bakım Yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Multi Cilt Bakım Yağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2163</guid>
		<description><![CDATA[Cildinize derinlemesine bakım yapabileceğiniz komple bakım maske si&#8230; Gözaltı morlularını engeller, cilde esneklik sağlar, kırışıklık ları azaltır ve dekoltenizi toparlayacak harika bir karışım. Gerekli malzemeler: • Susam yağı • Zeytinyağı • Kayısı yağı • Buğday yağı • Avokado yağı • Üzümçekirdeği yağı • Soya yağı Hazırlanışı: Yağları eşit miktarlarda cam bir kâseye koyarak tahta bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_3.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2164" style="border: 10px solid white;" title="image.axd" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_3-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Cildinize derinlemesine bakım yapabileceğiniz komple bakım maske si&#8230; Gözaltı morlularını engeller, cilde esneklik sağlar, kırışıklık ları azaltır ve dekoltenizi toparlayacak harika bir karışım.</p>
<p><strong>Gerekli malzemeler:</strong></p>
<p>• Susam yağı<br />
• Zeytinyağı<br />
• Kayısı yağı<span id="more-2163"></span><br />
• Buğday yağı<br />
• Avokado yağı<br />
• Üzümçekirdeği yağı<br />
• Soya yağı</p>
<p><strong>Hazırlanışı:</strong></p>
<p>Yağları eşit miktarlarda cam bir kâseye koyarak tahta bir kaşık ile karıştırın.</p>
<p>Uygulama: Yüzünüzü maden suyuyla yıkadıktan sonra hazırladığınız yağ karışımını yüzünüze ve dekoltenize masaj yaparak sürün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/multi-cilt-bakim-yagi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cildi Gerdiren Maskeler</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/cildi-gerdiren-maskeler.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/cildi-gerdiren-maskeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 16:52:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik İpuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Cildi Gerdiren Maskeler]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Herdirme]]></category>
		<category><![CDATA[Maskeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2158</guid>
		<description><![CDATA[Cildi ile problem yaşamayan var mıdır? Sizin de cilt probleminiz varsa yazımızı mutlaka okuyun cildinizi hem gerginleştiren hem de sıkılaştıran maske leri hem de ne kadar pratik yapacağınızı öğrenmeyi ihmal etmeyin… Cilt Sıkılaştırmak İçin Yumurta Maske si Bir adet yumurtanın beyazını bembeyaz köpük olana kadar iyice çırpın. Göz ve dudak çevreniz dahil tüm cildinize elle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2159" style="border: 10px solid white;" title="image.axd" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Cildi ile problem yaşamayan var mıdır? Sizin de cilt   probleminiz varsa yazımızı mutlaka okuyun cildinizi hem gerginleştiren   hem de sıkılaştıran maske leri hem de ne kadar pratik yapacağınızı  öğrenmeyi ihmal etmeyin…</strong></p>
<p>Cilt Sıkılaştırmak İçin Yumurta Maske si Bir adet yumurtanın beyazını  bembeyaz köpük olana kadar iyice  <span id="more-2158"></span>çırpın. Göz ve dudak çevreniz dahil tüm  cildinize elle veya bir parça  pamuk yardımı ile sürün. Kuruyana kadar  yaklaşık 10-15 dakika bekleyin  ve cildinizi yumuşak bir şekilde  durulayın. Oldukça zahmetsiz olan bu maske yi düzenli olarak haftada iki  defa uyguladığınızda pahalı  sıkılaştırıcı kremlere boşa para  harcadığınızı anlayacaksınız. Cilde  Ani Gerginlik Veren Maske Eveeet 1  saat sonra önemli bir randevunuz var ve siz cildinizin</p>
<p>ışıl ışıl, gergin görünmesini istiyorsunuz. İşte çaresi: 1 çay   kaşığı yaş maya ve 1 çay kaşğı süt hepsi bu. İyice karıştırıp göz . ve   dudak çevreniz hariç yüzünüze sürün. Yarım saat sonra cildinizi bol ılık   su ile durulayın. Bu sıkılaştırıcı maske yi 20 li yaşlarınızdayken ayda  bir defa, 30 lu yaşlarınızdayken ayda  iki defa ve 40 lı yaşlarınızdayken  haftada bir defa uygularsanız  mayanın içeriğindeki yüksek protein  sayesinde dokularınızın  yenilenmesini ve ilerleyen yaşınıza rağmen  cildinizin . daha pürüzsüz  bir görünüm almasını sağlamış olursunuz.</p>
<p><strong>Balık Yağı ile Cildinizi Gençleştirin</strong><br />
Cildinizin sağlık lı ve genç bir görünüm kazanmasını istiyorsanız balık  yağından  vazgeçmeyi. Eczanelerden kolayca bulabileceğiniz balık yağı   kapsüllerini kırarak içindeki yağı tüm cildinize yedirin. Bunu haftada   bir defa uygulayın ve farkı fark edin.</p>
<p><strong>Göz Altı Morlukları ve Kırışıklık lar İçin Hemoroid Kremi</strong><br />
Hemoroid kremi içeriğinde bira mayası bulunduğundan, Kozmetik  tezgahlarındaki  pahalı sıkılaştırıcı kremlerle aynı işi görüyor. Hem göz  altındaki  morlukları ve şişliklari alıyor hem de dokuların büzüşmesini  sağlayarak  cildin gerginleşmesine yardımcı oluyor.K</p>
<p><strong>Cilt Sıkılaştırmak İçin Yumurta Maske si</strong></p>
<p>Bir adet yumurtanın beyazını bembeyaz köpük olana kadar iyice çırpın.   Göz ve dudak çevreniz dahil tüm cildinize elle veya bir parça pamuk   yardımı ile sürün. Kuruyana kadar yaklaşık 10-15 dakika bekleyin ve   cildinizi yumuşak bir şekilde durulayın. Oldukça zahmetsiz olan bu  maske yi düzenli olarak haftada iki defa uyguladığınızda pahalı  sıkılaştırıcı kremlere boşa para harcadığınızı anlayacaksınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/guzellik-ipuclari/cildi-gerdiren-maskeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mumya Maskesi İle Kırışıklıklara Son</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/kategorilenmemis/mumya-maskesi-ile-kirisikliklara-son.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/kategorilenmemis/mumya-maskesi-ile-kirisikliklara-son.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 16:50:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik İpuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2153</guid>
		<description><![CDATA[Şems Aslan, ciltteki kırışıklık ları ortadan kadıracak, cildinizi tüm toksinlerden arındıracak ve en önemlisi evde uygulayabileceğiniz mumya tedavisini anlattı. Malzemeler * Bal mumu veya parafin, * Zeytinyağı, Hazırlanışı: Zeytin yağı ile (haziran ayına kadar kullanılabilr. Daha sonra daha hafif yağlar tercih edilmelidir.) Cilde masaj yapılır. Özellikle çene altı, dudak kenarları, burun kenarları, alın (iki kaşın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2154" style="border: 10px solid white;" title="image.axd" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Şems Aslan, ciltteki kırışıklık ları ortadan kadıracak, cildinizi tüm toksinlerden arındıracak ve en  önemlisi evde uygulayabileceğiniz mumya tedavisini anlattı.</p>
<p><strong>Malzemeler</strong></p>
<p>* Bal mumu veya parafin,</p>
<p>* Zeytinyağı,</p>
<p><strong>Hazırlanışı:</strong></p>
<p>Zeytin yağı ile (haziran ayına kadar kullanılabilr. Daha sonra daha hafif yağlar tercih edilmelidir.) Cilde masaj yapılır.<span id="more-2153"></span></p>
<p>Özellikle çene altı, dudak kenarları, burun kenarları, alın (iki  kaşın ortassından başlayarak) ve şakaklar, aşağıdan yukarıya doğru,  parmaklarla masaj yapılır. Kulaklar ve kulak kenarlarına da aynı masaj  uygulanır.</p>
<p>Bu işlem, kan dolaşımını hzılandırarark, kaslartın hereket etmesini  ve ısınmasını sağlar. Daha sonra, parafin veya bal mumu ısıtlır ve  ılınması için bekletilir. Bir havunun, burun ve göze kısmına gelen  yerleri kesilir ve bir maske elde edilir.</p>
<p>Bu maske havulu, ılınmış olan parafinin içierisine batılır ve yüze konulur. Bir poşet yardımı ile havlu maske nin üzri kapatılır. burun açık kalacak şekilde, bir kat daha havlu sarılır. 3 dakika bekletildikten sonra, maske çıkarılır. cilt yıkanmaz, sadece kuru bir havlu ile teri alınır. Bu işlem haftada 2 defa uygulanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/kategorilenmemis/mumya-maskesi-ile-kirisikliklara-son.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt Gözeneklerini Sıkılaştıran Doğal Maskeler</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/kategorilenmemis/cilt-gozeneklerini-sikilastiran-dogal-maskeler.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/kategorilenmemis/cilt-gozeneklerini-sikilastiran-dogal-maskeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 16:44:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2148</guid>
		<description><![CDATA[Bademli Gözenek Sıkıştırıcı Maske 120gr kabukları soyulmuş badem, 1 yumurtanın akı, 1-2 çorba kaşığı gül suyu. Bademleri döverek iyice un haline getirin. Yumurta akını çırpmadan katın. Karışıma, yumuşak bir macun haline sokacak kadar gülsuyu ekleyin. Elde ettiğiniz maske yi yüzünüze sürün, 10dk bekledikten sonra durulayın. Gözenek Küçülten Maske 4 bardak elma ya da nane sirkesi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2149" style="border: 10px solid white;" title="image.axd" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2011/07/image.axd_.jpg" alt="" width="104" height="78" /></a>Bademli Gözenek Sıkıştırıcı Maske</strong><br />
120gr kabukları soyulmuş badem,<br />
1 yumurtanın akı,<br />
1-2 çorba kaşığı gül suyu.<br />
Bademleri  döverek iyice un haline getirin. Yumurta akını çırpmadan katın.  Karışıma, yumuşak bir macun haline sokacak kadar gülsuyu ekleyin. Elde  ettiğiniz maske yi yüzünüze sürün, 10dk bekledikten sonra durulayın.<span id="more-2148"></span></p>
<p><strong>Gözenek Küçülten Maske</strong><br />
4 bardak elma ya da nane sirkesi,<br />
4 bardak damıtılmış su,<br />
1 çay fincanı nane yaprağı.<br />
Bütün  malzemeyi karıştırarak kaynatın. Ateşten alarak cam bir kaba koyun. 5  gün bekletip, süzün. Bu karışım gözenekleri sıkıştırıp, küçültecektir.</p>
<p><strong>Sıkı gözenekler için</strong><br />
Ezilmiş taze muşmula yaprağı, 20 dakikalık kompres olarak uygulanır.<br />
Dilimlenmiş havuç, hıyar veya domates, 15-20 dakika süreyle problemli bölgeye yatırılır.<br />
Bal maske si, 20-25 dakika süreyle uygulanır. Yüz ılık sütle yıkanır ve soğuk suyla güzelce durulanır.</p>
<p><strong>Suna Dumankaya Gözenek sıkılaştırma</strong><br />
Kahve fincanı alkol, iki çorba kaşığı  elma sirkesi,   yarım kahve fincan gülsuyunu karıştırıp bir cam sişeye koyun ve soğuk  yerde muhafaza edin. Sabah-akşam cildinizi bu losyonla silin. Yatmadan  önce de elma suyu ve limon suyunu karıştırıp cildinize sürün, kuruyunca  yatın.</p>
<p><strong>Yağlı ve Gözenekli Ciltler İçin Maske</strong><br />
1 çorba kaşığı kekik<br />
1 çorba kaşığı ısırgan yaprağı<br />
1  su bardağı kanamış suya yukarıdaki malzemeleri ilave edip 5 dakika  demleyin. Elde ettiğiniz bu karışımı 1 hafta boyunca sabah akşam  cildinize sürün.</p>
<p><strong>Yağlı ve Gözenekli Cilt İçin Tonik</strong><br />
1  çorba kaşığı kekik ve 250 gr. ısırgan yaprağını Kaynamış suda demleyin  ve süzün. 1 çay kaşığı şap ekleyin. Elde ettiğiniz sıvı ile 4 gün  boyunca sabah-akşam cildinizi silin. Bir çorba kaşığı esmer şekeri nemli  ellerinizle eritin. Yüzünüze dokundurup,çekin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/kategorilenmemis/cilt-gozeneklerini-sikilastiran-dogal-maskeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri rehberi</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/kanser-diger-hastaliklar/meme-kanseri-kanser-diger-hastaliklar/meme-kanseri-rehberi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/kanser-diger-hastaliklar/meme-kanseri-kanser-diger-hastaliklar/meme-kanseri-rehberi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 15:18:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2103</guid>
		<description><![CDATA[Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmeleri sonucu meme kanseri oluşmaktadır. Meme kanseri risk faktörleri nedir? - Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması - Genetik olarak meme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/meme_kanseri_b.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1371" title="meme_kanseri_b" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/meme_kanseri_b-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmeleri sonucu meme kanseri oluşmaktadır.</p>
<p>Meme kanseri risk faktörleri nedir?</p>
<p>- Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması<span id="more-2103"></span><br />
- Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genleri taşımak<br />
- Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş olması<br />
- Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması<br />
- Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen replasman tedavisi yapılması<br />
- Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs bölgesinin ışınlanmış olması<br />
- Adet başlama yaşının erken, adetten kesilme yaşının geç olması<br />
- Hiç doğum yapılmaması veya ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapılması<br />
- İlerlemiş yaş. Meme kanseri en sık 50-65 yaşları arasında görülüyor<br />
- Aşırı yağlı gıdalarla beslenme<br />
- Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması<br />
- Yumurtalık ya da rahim kanseri hikayesi olması<br />
- Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz kalmak</p>
<p>Meme kanseri riski azaltılabilir mi?</p>
<p>- Şişmanlığın azaltılması,<br />
- Alkol alınıyorsa bırakılması.<br />
- Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu yürüyüş),<br />
- Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.</p>
<p>Meme kanseri önlenebilir mi?</p>
<p>Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.</p>
<p>Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollerinin uygulamasıdır.</p>
<p>Meme kanseri nasıl erken tespit edilebilir?</p>
<p>Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre farklılık göstermektedir.</p>
<p>Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal bir hekime başvurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.</p>
<p>Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamografiyi çektirmeleri gereklidir. Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir.</p>
<p>Kendi kendine meme muayenesi ne zaman yapılmalıdır?</p>
<p>Kendi kendine meme muayenesi ideal olarak adet döngüsünün 5.-7. günleri arasında, ayda bir kez yapılmalıdır.</p>
<p>Menopoz döneminde olan ve adet görmeyen kadınlar ise her ayın kendi belirledikleri bir gününde bu muayeneyi yapabilirler. Menopoz döneminde kullandıkları hormon ilaçları nedeniyle düzenli olarak adet görmeye devam eden kadınlar da yine bu muayeneyi adet döngüsünün 5.-7. günleri arasında yapmalıdırlar.</p>
<p>Memede bir kitle tespit edildiğinde ne yapılmalı?</p>
<p>Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki, memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede şüpheli bir kitle saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur. Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.</p>
<p>Meme kanserinin belirtileri nelerdir?</p>
<p>1. Memede şişlik olması. Genellikle ağrısız, sertçe, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen kitle varlığı<br />
2. Memenin genel olarak boyutunda veya şeklinde oluşan değişik olması<br />
3. Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler şeklinde değişikliklerin meydana gelmesi<br />
4. Meme başı ve çevresinde renk ve şekil değişikliği, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar oluşması, yaralar çıkması<br />
5. Meme başından gelen kanlı veya kansız akıntı<br />
6. Koltuk altında görülebilen veya elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişliklerin varlığı</p>
<p>Mamografi nedir?</p>
<p>Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme röntgen filmidir. Memede, muayene ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü bu sayede, hastalık muayene ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya iki yılda bir mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime meme muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl mamografi çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.</p>
<p>Mamografi ne zaman çektirilir?</p>
<p>Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda mamografi çekilmesi, ö6zellikle memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum olmadıkça, mamografi çekiminin, âdetin bitimini takip eden haftada yapılması önerilmektedir.</p>
<p>Meme kanseri nasıl tedavi edilir?</p>
<p>Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur. Birçok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/kanser-diger-hastaliklar/meme-kanseri-kanser-diger-hastaliklar/meme-kanseri-rehberi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası güzelleşmek isteyenlere öneriler</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/hamilelik/dogum-sonrasi-guzellesmek-isteyenlere-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/hamilelik/dogum-sonrasi-guzellesmek-isteyenlere-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 15:13:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik sonrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2100</guid>
		<description><![CDATA[Doğum sonrası vücudunda değişiklikler olan kadın, doğum psikolojisinin de verdiği duygusallıkla birlikte korku ve paniğe kapılabilir. Uzmanlar, alınacak küçük tedbirler ve doğru plastik cerrahi uygulamalarıyla yeni annenin özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor. Doğum sonrası depresyonunu ele alırken annenin hayatındaki tüm değişikliklerin yanı sıra değişen hormonlarla birlikte farklılaşan beden yapısının yarattığı etkiler de hesaba katılmalı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/01/dis_gebe.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-419" title="dis_gebe" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/01/dis_gebe-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Doğum sonrası vücudunda değişiklikler olan kadın, doğum psikolojisinin de verdiği duygusallıkla birlikte korku ve paniğe kapılabilir. Uzmanlar, alınacak küçük tedbirler ve doğru plastik cerrahi uygulamalarıyla yeni annenin özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.</p>
<p>Doğum sonrası depresyonunu ele alırken annenin hayatındaki tüm değişikliklerin yanı sıra değişen hormonlarla birlikte farklılaşan beden yapısının yarattığı etkiler de hesaba katılmalı.<span id="more-2100"></span></p>
<p>Kendi bedeninden yeni bir beden oluşturan kadın, bu değişimin farkına vardığında şaşkınlığa uğruyor. Hatta bazen bu değişiklikler kişide paniğe yol açıyor. “Hep böyle mi kalacağım” korkusu baş gösteriyor. Ancak uzmanlar, alınacak küçük tedbirler ve doğru plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.</p>
<p>Memorial Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Deniz İşcen, “Doğum sonrasında güzelleşmek için” kadınlara çeşitli tavsiyelerde bulundu…</p>
<p>Doğum sonrası oluşan şekil bozuklukları annede ruhsal ve bedensel etkilenmelere yol açıyor ve egzersiz gibi önlemlerle arzu edilen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak, hatta sonuçta evliliğine de olumlu katkıda bulunmak mümkün.</p>
<p>Deri çatlakları için</p>
<p>Hamilelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirin.</p>
<p>Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.</p>
<p>Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağını öneriyoruz, tabii ki her gün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.</p>
<p>Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını engellemek amacıyla gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de söz konusu, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabiliyor. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek. Sarkmalar bir ölçüde egzersizle önlenebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.</p>
<p>Estetik ameliyat için uygun zaman</p>
<p>Meme dikleştirme ve karın gerdirme operasyonları için emzirme döneminin üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bedeni üzerinde bunca değişikliği, dokuz ay gibi kısa bir sürede yaşayan kadın kendine yabancılaşır, bunu doğum sonrasında atlatmayı başaramayan hanımlar bir süre sonra plastik cerrahlardan yardım alabilirler. Bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Çünkü vücudun bu dönemde verdiği cevaplar bizim estetik amaçlarımıza uymamaktadır. Bu yüzden ilk bir yılda beklemeyi önemle belirtiyoruz. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemezler.</p>
<p>Doğumun yarattığı hormonal etki</p>
<p>Karın kaslarının gevşemesi ve doğum sonrasında yeterince güçlenmemesi, derinin çatlamış ve gevşek olması, aşırı kilo alımı ile kalçalarda biriken yağlar annelerin en çok şikâyet ettiği vücut bölgeleri; daha ilk aylarda “bunlardan nasıl kurtulabilirim” sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Oysa biz biliyoruz ki, gebeliğin yarattığı hormonal etki daha en az bir yıl sürecek ve biz bu süre içinde yaptığımız girişimlerde istediğimiz sonuca ulaşamayacağız. İşte bu yüzden doğum sonrasında çok çok zorunlu olmadıkça anneye cerrahi olarak dokunmaktan kaçınırız. Bu süre annenin bebeğinden arta kalan zamanlarda daha çok egzersiz gibi, cilt bakımı gibi işlemlerle ve sabırla geçireceği bir süre olmalıdır.</p>
<p>Karın ve bacak yağları</p>
<p>İlk bir yıl içinde bu çabalar sonuç vermemişse ve hasta tekrar bir doğum düşünmüyorsa karın ve yağlar için girişimlerde bulunabiliriz. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyatı pek önermemekteyiz. Bu özellikle karından deri çıkarıp, kas diktiğimiz ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir.</p>
<p>Liposuction’ı bile bir yıl geçmeden pek önermiyoruz çünkü deri eski esnekliğine henüz kavuşmamış oluyor. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction tekrar bir doğum yapılacak da olsa hasta tarafından isteniyorsa karın ve bacak yağları için uygulanabilir.</p>
<p>Silikonun emzirmeye etkisi</p>
<p>Önceden gerçekleştirilen silikon protez ve küçültme ameliyatının süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir.</p>
<p>Kiminde meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve daha sonra eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerek, bu silikon protez uygulamasında da, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli.</p>
<p>Emzirme bittikten sonra özellikle hasta başka bir çocuk istemiyorsa ameliyatı öneririz. Kararsız veya çok sonra bir doğum planlayan hastalarda ise ameliyatlı memenin şeklinin yeni bir gebelikle bozulabileceğini belirtmek gerekir.</p>
<p>Uygulanacak silikon protezin veya küçültme ameliyatının daha sonraları doğumlarda süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Burada belirtilmesi gereken nokta teknik olarak çok büyük memelere uygulanan farklı bir meme küçültme yönteminin zaten doğurganlık yaşındaki hanımlara uygulanmadığıdır.</p>
<p>Vajinal estetik</p>
<p>Duruma göre vajinal estetik de önerilebilir. Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zaman içinde buradaki dokular da eski boyutlarına ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın-doğum uzmanları muayenede bu bulguları tespit eder ve hastanın buna bağlı idrar kaçırma şikâyeti varsa yine bu uzmanlık dalı tarafından vajeni daraltma ve mesaneyi asma işlemi gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında bazı düzeltmeleri yaparlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/hamilelik/dogum-sonrasi-guzellesmek-isteyenlere-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte cinsel ilişkinin bebeğe zararı yok</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/cinsel-hastaliklar/gebelikte-cinsel-iliskinin-bebege-zarari-yok.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/cinsel-hastaliklar/gebelikte-cinsel-iliskinin-bebege-zarari-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 15:08:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2097</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik döneminde cinsellik konusunda bilgilenme ve bilgilendirme alışkanlığının olmaması, yanlış inanış ve gereksiz korkulara neden oluyor. Oysa hamilelik döneminde de sorunsuz bir şekilde cinsel hayat devam edebilir. Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Altuğ Semiz, “Gebelikte cinsel yaşam “hakkında bilgi verdi. Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Psikolojik ve bedensel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/cinsel_agri_bozukluklari_b.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1248" title="cinsel_agri_bozukluklari_b" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/cinsel_agri_bozukluklari_b-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Gebelik döneminde cinsellik konusunda bilgilenme ve bilgilendirme alışkanlığının olmaması, yanlış inanış ve gereksiz korkulara neden oluyor. Oysa hamilelik döneminde de sorunsuz bir şekilde cinsel hayat devam edebilir.</p>
<p>Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Altuğ Semiz, “Gebelikte cinsel yaşam “hakkında bilgi verdi.<span id="more-2097"></span></p>
<p>Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Psikolojik ve bedensel çok sayıda değişimin izlendiği bu dönemde kadının bir takım alışkanlıklarının da değişmesi ve yeni bir yaşam biçimini benimsemesi doğal bir adaptasyon şeklidir.</p>
<p>Bununla beraber yaşanan bu sürece uyum adına yapılanların, yanlış bilgilenmeler yüzünden, henüz var olmakta olan bebeği korumak adına takıntı halini alması doğru ve açık bilgilendirme ile engellenebilir. Burada hekim-hasta ilişkisinin net ve anlaşılır kurulması gebe ve eşini rahatlatmakla beraber; gelişmekte olan bebek için her koşulda en doğrunun yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.</p>
<p>Özellikle cinsellik konusunda bilgilenme-bilgilendirme alışkanlığından yoksun yani bizimki gibi toplumlarda gebelikle beraber cinselliği konuşmak daha da zor bir hal almakta ve bu da bilginin, yerini yanlış inanış ve gereksiz korkulara bırakmasına neden olmaktadır.</p>
<p>Cinsel hayat sona ermeli mi?</p>
<p>Nedir doğrusu? Gebelikle beraber cinsellik sona ermeli mi, yoksa cinsel hayatın devamı aynen mümkün müdür?</p>
<p>Hamileliliğin ilk dönemlerinde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir!</p>
<p>Hamilelik, embriyonun ana rahmine düşüp tutunması ile başlar. Bu dönem kadının henüz gebe olduğunu bilmediği ancak aslında sürecin başladığı bir dönemdir. Gebelik teşhisine kadar geçen sürede – ki bu 2-3 hafta kadar bir zamanı içerir- kadınlar hamile oldukları bilgisinden bağımsız, normal hayat rutinlerine devam etmektedir. Haliyle cinsel hayatları da her zamanki şeklindedir. Bu esnada yaşanan cinsel ilişkiler aslında gebelik adına en riskli dönem olmasına rağmen gebeliğin başlaması adına bile bir risk teşkil etmezler.</p>
<p>Hamilelik teşhisi konulduktan sonra da cinsel ilişkiye devam etmemek bu nedenle de gereksiz bir tedbir sayılabilir. Embriyonun oturduğu rahim boşluğu ile ilişkiye girilen vajina aynı organ değildir. Vajina kubbesi ile rahim boşluğu arasında anatomik ve kimyasal bariyerler mevcuttur. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında bebeğe zarar vermek söz konusu olamaz.</p>
<p>Ancak ilişkinin gerek travmatik gerekse kimyasal açıdan ilk üç ay içerisinde düşüğe yol açıp açmaması yine de bilimsel açıdan da bir merak konusu olmuş ve bu konu üzerine bilimsel çalışmalar da yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda başka nedenlere bağlı olarak düşük tehdidi olmayan kadınların cinsel ilişkiye girmesinin düşük olasılığını artırmadığı kanıtlanmıştır. Bu nedenle de eğer gebeliğinizde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir.</p>
<p>Gerektiğinde psikolojik destek alın</p>
<p>Gebeliğin ilk üç ayında anne adayında genel olarak bir halsizlik, uyku hali, mide bulantısı mevcuttur. Bu agresif değişimler anne adayının cinsellikten uzaklaşmasına ve isteksizliğine neden olabilmektedir. Bu çok doğal ve aynı zamanda geçici bir süreçtir. Anne adaylarının çok az bir kısmında bu isteksizlik altta yatan başka nedenlere bağlı olarak devam edebilir. Bu durumlarda çiftlerin birbirine açık, yardımcı ve anlayışlı olması sürecin daha kolay geçirilebilmesini sağlamaktadır. Çiftin zorlandığı durumlarda psikolojik destek alınması ilişkinin geleceğinde sorunun devam etmesini engelleyebilir.</p>
<p>İlerleyen dönemde ilişki sayısında sınırlama yok</p>
<p>Gebelik ilerledikçe anne adayının hormonal dengesinde de değişiklikler olmaktadır. İlk 12- 14 hafta hamileliğin en zor geçirilen dönemiyken sonrasında anne adayı çok belirgin rahatlayacaktır. Vücudunda hissettiği genel halsizlik, bulantı gibi şikayetler biter. Dahası değişen hormon dengeleri ile çok daha enerjik, mutlu ve heyecanlı bir hal alır. Bu dönemler kadınların gebelik döneminde libidosunun en yüksek olduğu dönemlerdir.</p>
<p>Genital bölgedeki kanlanma artışı sayesinde daha kolay uyarılır ve daha kolay orgazma ulaşabilir. Bu libido artışı tamamen normaldir. Ve cinsel ilişkiye girmenin bu dönemde de herhangi bir zararı olmadığı gibi ilişki sayısında bir sınırlamada yoktur. Çiftler, birbirinin ihtiyaç ve talepleri konusunda anlayışlı ve sabırlı davranarak, istediklerini yaşayabilirler.</p>
<p>Orgazm anne ve bebek için risk oluşturmaz</p>
<p>Bu konuda yanlış bilgilenmelerden biri de orgazm olmanın bebek ya da anne sağlığı açısından bir risk teşkil edebileceği düşüncesidir. Orgazmın kadın vücudunda nelere sebep olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Bununla beraber, yine uzun zamandır gebe kadınların orgazm yaşamaları sırasında ve sonrasında bedeninde oluşan değişiklikler bilimsel açıdan bilinmektedir. Gebe kadının orgazm olmasının bebeğe ya da kendine hiçbir zararı yoktur.</p>
<p>Orgazm sonrası genel bir rahatlamadan sorumlu olan endorfin salgısının, bebeğin de yararına olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle cinselliği hem en istekli hem de en rahat yaşayabileceğiniz ikinci üç aylarda bu konuda çok rahat olabilirsiniz. Ayrıca gebeliğin bu ayları kendinizi en çekici hissettiğiniz döneminiz olduğundan partnerinizle olan cinsel hayatınız için çok renkli ve değişik deneyimler de söz konusu olabilir.</p>
<p>Cinsel ilişki erken doğuma neden olmaz</p>
<p>Hamileliğin son dönemlerinde anne adaylarını en çok yoran şey karnında giderek büyüyen bir ağırlık taşımak ve beraberinde gelen ödemin yıpratıcı etkileridir. Bu dönemde ve özellikle doğuma yakın zamanlarda anne adayları kendilerini daha hareketsiz kılar ve kötü hissetmeye başlarlar. Çoğu kez gebelerin aklına cinsellik gelmemektedir. Üstüne üstlük bu dönemlerde cinsel ilişkinin erken doğuma neden olabileceği de sıkça karşılaşılan bir düşüncedir.</p>
<p>Ancak genel kanının aksine cinsel ilişki varlığı ya da sayısının erken doğumla bir ilişkisi saptanmamıştır. Gebeliğin doğuma yakın zamanlarında da cinsel ilişkiye girilebilir. Burada en başta yaşanan sorunlardan biri bebeğin varlığından kaynaklanan cinsel birleşmede teknik yetersizlik olabilir. Bu sorunu cinsel birleşme pozisyonunda farklılık yaparak aşmak mümkündür ve bebeğe herhangi bir zarar verme olasılığı yoktur.</p>
<p>Gebelik kadın için en güzel özgün deneyimdir</p>
<p>Sonuçta hamilelikte cinsel ilişkinin bebeğe ya da anne adayına en ufak bir zararı bulunmamaktadır. Eğer anne adayının bu duruma engel bir problemi varsa ya da yüksek riskli bir gebelik mevcutsa bu durum hekiminiz tarafından size bildirilecektir. Bütün bunlardan önemlisi gebenin kendi durumu hakkında hekimden bilgi alması ve gebelikte yapabileceklerini kendine özgü belirlemesidir.</p>
<p>Herhangi bir tıbbi probleminiz bulunmadığı koşullarda cinsellik yaşamaktan çekinmenize hiçbir neden bulunmamaktadır. Gebelik, hayatınızı devam ettirebileceğiniz ve kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve özgün deneyimdir. Bu muhteşem döneminizde cinselliğinizi de sınırlamanız gerekmeyecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/cinsel-hastaliklar/gebelikte-cinsel-iliskinin-bebege-zarari-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet gecikmesi sorunları</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/kadin-hastaliklari/adet-gecikmesi-sorunlari.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/kadin-hastaliklari/adet-gecikmesi-sorunlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Dec 2010 15:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Adet]]></category>
		<category><![CDATA[gecikmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=2094</guid>
		<description><![CDATA[Yıllık görülen adet kanaması sayısının azalmış olması yani adet döngülerinin 35 günden daha uzun sürmesi durumuna adet gecikmesi denir ve üreme çağında adet kanaması gecikmelerine sık rastlanır. Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi kullanmayan kadında görülen adet kanaması gecikmesinin en muhtemel nedeni gebeliktir. İkinci muhtemel neden de herhangi bir şekilde o döngüde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/cilt-kanseri.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1360" title="cilt kanseri" src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/cilt-kanseri-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Yıllık görülen adet kanaması sayısının azalmış olması yani adet döngülerinin 35 günden daha uzun sürmesi durumuna adet gecikmesi denir ve üreme çağında adet kanaması gecikmelerine sık rastlanır.</p>
<p>Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi kullanmayan kadında görülen adet kanaması gecikmesinin en muhtemel nedeni gebeliktir.<span id="more-2094"></span></p>
<p>İkinci muhtemel neden de herhangi bir şekilde o döngüde yumurtlama olmaması ve bu nedenle rahim iç tabakasının kanamayla dökülmesinin gecikmesidir.</p>
<p>Düzenli adet kanaması gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni stres, mevsimsel değişiklikler, mekân değişiklikleri olabilir.</p>
<p>Bir kadında senede bir kez adet kanaması gecikmesi olması ileri inceleme gerektiren bir durum değildir. Ancak adet kanaması gecikmesi senede bir defadan daha sık oluyorsa, yani kadın seyrek adet kanaması görüyorsa veya uzun süreli kanama göremiyorsa hormonal tetkik yapılarak durumun açıklığa kavuşturulması ve tedavi edilmesi kadının genel sağlığı açısından çok önemlidir.</p>
<p>Özellikle kilolu olan, gecikmelerle birlikte tüylenme, sivilcelenme gibi belirtiler yaşayan kadınlarda polikistik over adı verilen hormonal dengesizlik söz konusu olabilir. Bu, mutlaka tedavi edilmesi gereken önemli bir durumdur.</p>
<p>Adet kanaması gecikmesinin veya uzun süreli kanama görememenin diğer önemli nedenleri arasında aylık veya üç aylık korunma iğneleri’nin, kola uygulanan korunma çubuklarının, ender durumlarda doğum kontrol haplarının içinde bulunan hormonların yan etkileri sayılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/kadin-hastaliklari/adet-gecikmesi-sorunlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

