<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hastalık Rehberi &#124; Tüm Hastalıklar, Sağlıklı Yaşam, Kalp Hastalıkları, Tedaviler, Hastalık Tedavisi, Göz Bozuklukları, Hastaneler, Grip Tedavisi, Diyetler &#187; Beyin ve Sinir Hastalıkları</title>
	<atom:link href="http://www.hastalikrehberi.net/saglik/beyin-ve-sinir-hastaliklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hastalikrehberi.net</link>
	<description>Sağlıklı bir yaşam için hastalık rehberinize uğrayın...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 Jul 2011 16:16:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Uyku Hastalığı</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/uyku-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/uyku-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 09:35:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=896</guid>
		<description><![CDATA[Uyku hastalığı İnsanın kanında Trypanozoma Gambiense ve Trypanozoma Rhodesiense türlerinin parazitlenmesiyle meydana gelen bir hastalık. Hastalığın yayılması ve bulaşması Tse-Tse sineği vasıtasıyla olur. Akut ve müzmin olarak ilerleyebilir. Akut halde yüksek ateş, adenit, deride kırmızı döküntüler ve geçici ödemler olur; müzmin halde ise parazit beyne yerleştiğinden meningo-ensefalit, meningo-miyelit sonucu sinir dokusunun hücre yıkımıyla şuurunun kaybolması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/uyku_hastaligi_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/uyku_hastaligi_b-150x150.jpg" alt="" title="uyku_hastaligi_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-897" /></a></p>
<p>Uyku hastalığı İnsanın kanında Trypanozoma Gambiense ve Trypanozoma Rhodesiense türlerinin parazitlenmesiyle meydana gelen bir hastalık. Hastalığın yayılması ve bulaşması Tse-Tse sineği vasıtasıyla olur. Akut ve müzmin olarak ilerleyebilir. Akut halde yüksek ateş, adenit, deride kırmızı döküntüler ve geçici ödemler olur; müzmin halde ise parazit beyne yerleştiğinden meningo-ensefalit, meningo-miyelit sonucu sinir dokusunun hücre yıkımıyla şuurunun kaybolması ve ilerleyen koma ile ölüm meydana gelir.<br />
<span id="more-896"></span><br />
Belirtileri: Uyku hastalığı düzensiz ateş, özellikle boyun arka hattındaki lenf bezlerinde şişme, deride kırmızı döküntüler ve ağrılı lokalize ödemle karakterizedir. Titreme, başağrısı, havale geçirme gibi merkezi sinir sistemi belirtileri daha sonra gelişir ve koma ile ölüme götürür. Trypanozoma Rhodesiense ile olan hastalık diğer tipe göre daha ciddi ve öldürücü seyreder. </p>
<p>Teşhis: Hastalığın teşhisi tripanozomların görülmesine bağlıdır. Hastalığın erken devresinde parazitler periferik kandan yapılan yaymada veya büyümüş lenf bezinden alınan sıvıda görülürler. Hastalığın ilerlemiş safhasında parazit sadece beyin omurilik sıvısında bulunur. </p>
<p>Korunma: Uyku hastalığına karşı korunmada aşağıdaki metodlar vardır: </p>
<p>a) Bulaşma kaynağı olan enfekte kişileri tarama muayeneleriyle ortaya çıkararak tedavi etmek.<br />
b) Trypanozoma Rhodesiense&#8217;de enfeksiyonunun tabiat nidalitesini sürdüren yabani hayvanlarla savaşmak.<br />
c) Tripanozomların vektörleri olan Tse-Tse sinekleriyle kalıcı insektisidler vasıtasıyla geniş ölçüde ve sürekli olarak savaşmak.<br />
d) İnsanlarda koruyucu olarak ilaç uygulamak (Kemoterapi). </p>
<p>Tedavi: Gambiense tipinde erken safhada pentamidin kullanılabilir. Pentamidin 10 gün süreyle 4 mgr/kg/gün olarak adeleye zerk edilir. Rhodesiense tipindeki hastalıkta ise erken safhada Suramin damar içine tatbik edilir. </p>
<p>Melarsoprol diğer ilaçlara göre çok toksiktir, fakat her iki tip hastalığa da bütün safhalarda etkilidir. Hastada hafif veya orta derecede sinir tutulması olduğunda bu ilaç 2-3 gün müddetle 3,6 mgr/kg/gün damar içine verilir. Bu ilacın meydana getirdiği arsenik zehirlenmesi neticesi sindirim sisteminde, böbreklerde ve sinir sisteminde çeşitli arızalar olabilir. </p>
<p>Kaynak: Rehber Ansiklopedisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/uyku-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taşıt Tutması</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/tasit-tutmasi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/tasit-tutmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:37:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mesafe]]></category>
		<category><![CDATA[Taşıt Tutması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=893</guid>
		<description><![CDATA[Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler. Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/tasit_tutmasi_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/tasit_tutmasi_b-150x150.jpg" alt="" title="tasit_tutmasi_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-894" /></a></p>
<p>Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler. </p>
<p>Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider.<br />
<span id="more-893"></span><br />
 Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyine hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında &#8216;araba tutması&#8217; diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır. </p>
<p>Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormonları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir. </p>
<p>Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakma bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenledir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır. </p>
<p>Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehiri boşaltma emrini veriyor. </p>
<p>Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın. </p>
<p>Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akupunktur tedavisi uyguluyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz ırktan insanların yüzde 50-60&#8242;ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/tasit-tutmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siyatik Ağrısı</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/siyatik-agrisi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/siyatik-agrisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:36:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[leğen kemiği]]></category>
		<category><![CDATA[sinir]]></category>
		<category><![CDATA[siyatik]]></category>
		<category><![CDATA[Siyatik Ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=890</guid>
		<description><![CDATA[Vücudunuzdaki en uzun sinir olan siyatik siniri, leğen kemiğinizden başlayarak kalça bölgenizden geçer ve her iki bacağınıza uzanır. Dizlerinize geldiğinde tibyal ve peroneal sinirlere ayrılır. Siyatik sinirini bacağınızın alt kısmında bulunan kasları konrtol eder baldırlarınıza, bacaklarınıza ve ayaklarınıza hissetme yetisi sağlar. Siyatik terimi bu sinirin güzergahında, sırtınızdan baldırınıza ve bacağınıza yayılan ağrıyı ifade eder. Rahasızlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/siyatik_agrisi_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/siyatik_agrisi_b-150x150.jpg" alt="" title="siyatik_agrisi_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-891" /></a></p>
<p>Vücudunuzdaki en uzun sinir olan siyatik siniri, leğen kemiğinizden başlayarak kalça bölgenizden geçer ve her iki bacağınıza uzanır. Dizlerinize geldiğinde tibyal ve peroneal sinirlere ayrılır. Siyatik sinirini bacağınızın alt kısmında bulunan kasları konrtol eder baldırlarınıza, bacaklarınıza ve ayaklarınıza hissetme yetisi sağlar. </p>
<p>Siyatik terimi bu sinirin güzergahında, sırtınızdan<span id="more-890"></span> baldırınıza ve bacağınıza yayılan ağrıyı ifade eder. Rahasızlık hafif olduğu gibi, elden ayaktan düşürücü de olabilir ve karıncalanma, uyuşma veya kas zayıflığı eşlik edebilir. Siyatik, kendi başına bir hastalık olmaktan çok, disk fıtığı gibi, sinirler üzerinde baskı yaratan başka bir sorunun semptomudur. </p>
<p>Siyatik ağrısı, genellikle yaklaşık olarak altı hafta boyunca kendi başına devam eder. Aynı zamanda, soğuk veya sıcak kompresler, reçetesiz satılan ağrı kesiciler veya fiziksel terapi rahatsızlığı hafifletebilir ve iyileşmeyi hızlandırabilir. Sinir üzerindeki ağrıyı gidermek amacıyla cerrahi müdahale, semptomlar koruyucu tedaviye yanıt vermediğinde ve ağrı kronik ya da elden ayaktan düşürücü olduğunda bir seçenek olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/siyatik-agrisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinir Sistemi Hastalıkları</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sinir-sistemi-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sinir-sistemi-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=887</guid>
		<description><![CDATA[Tüm zihinsel ve motor yetilerimiz, hafıza, düşünce, duygulanım ve reflekslerimizin tamamı beyin, beyincik ve omurilikden oluşan merkezi sinir sistemi aktiviteleri sonucu oluşmaktadır. Merkezi sinir sistemi ise tüm vücudumuza ve organlarımıza yayılan çok geniş bir periferik sinir sistemi ağı sayesinde hem vüdumuzun tamamı hemde içinde bulunduğumuz çevre ile sürekli iletişim halindedir. Bütün sinir sisteminin embriyogenez esnasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sinir_sistemi_hastaliklari_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sinir_sistemi_hastaliklari_b-150x150.jpg" alt="" title="sinir_sistemi_hastaliklari_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-888" /></a></p>
<p>Tüm zihinsel ve motor yetilerimiz, hafıza, düşünce, duygulanım ve reflekslerimizin tamamı beyin, beyincik ve omurilikden oluşan merkezi sinir sistemi aktiviteleri sonucu oluşmaktadır. Merkezi sinir sistemi ise tüm vücudumuza ve organlarımıza yayılan çok geniş bir periferik sinir sistemi ağı sayesinde hem vüdumuzun tamamı hemde içinde bulunduğumuz çevre ile sürekli iletişim halindedir.<br />
<span id="more-887"></span><br />
Bütün sinir sisteminin embriyogenez esnasında yapısal oluşumu ve hayat boyu normal fonksiyonunu sürdürebilmesi çok sayıda genin uygun zaman ve yerde aktivasyonu veya susturulması ile mümkün olmaktadır. Bu gün modern moleküler genetik ve hücre biyolojisi (neurobiology) sayesinde sinir sisteminin oluşumu ve fonksiyonu için gerekli birçok moleküler mekanizmayı öğrenmiş durumdayız. Dahası, bu bilginin yeni tanı ve tedavi yöntemlerinde uygulamalarını giderek artan oranlarda görmekteyiz. </p>
<p>Anlaşılacağı üzere genetik etiyolojiye sahip sinir sistemi hastalıkları neonatal ve erken çocukluk yaşlarında bulgu verebileceği gibi çok daha ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Özellikle orta yaş üzeri nüfusun giderek arttığı batı toplumlarında Alzheimer hastalığı, ALS ve benzeri birçok nörolojik hastalığın morbidite ve mortaliteyi ciddi oranda etkiler derecede ön plana çıktığını görüyoruz. Yukarıda bahis olunan hastalıklar gibi birçok nörolojik hastalığın genetik komponentleri olduğu bir süredir bilinmektedir. Ancak sinir sistemi hastalıklarında genetik komponent her zaman tek bir gendeki mutasyona indirgenememekte ve bu hastalıklar çoğu zaman kompleks bir kalıtsal geçiş sergilemektedir. Örneğin Alzheimer hastalığında beyin dokusunda görülen morfolojik plaklar Parkinson hastalığında görülenlerle en az bir ortak moleküler genetik mekanizmayı paylaşmaktadır. Öte taraftan, Huntigton hastalığı, Frajil-X sendromu ve spinoserebellar atrofi hastalığı ilişkin genetik lokuslarda mecvut tekrarlayıcı DNA motiflerinin genişlemesi sonucu oluşan “dinamik mutasyon” hastalıklarıdır. Bu hastalıklarda etken tek bir gen olmasına rağmen nesilden nesile genetik patoloji ağırlaşmakta (tekrarlayan DNA motif sayısının giderek artması sonucu) ve dolayısıyla hastalığın görülme sıklığı veya hastalığın ağırlık derecesi aile fertleri arasında değişkenlik göstermektedir.</p>
<p>Sinir sistemi hastalıklarının moleküler genetik patolojisinde son zamanlarda ön plana çıkan bir diğer mekanizma ise “Apoptosis” olarak adlandırılan moleküler genetik mekanizmalar yoluyla oluşan hücre ölümleri sonucu doku ve fonksiyon kaybı oluşmasıdır. Nörodejeneraratif hastalıkların bir çoğunda hastalığın moleküler mekanizması apoptosis yoluyla veya başka özgün hücre içi iletişim yollarının aksaması nedeniyle oluşan hücre ölümü veya fonksiyon kaybıdır. Öte yandam Charcot-Marie-Tooth Sendromu veya Neimann-Pick Hastalığında olduğu gibi bir diğer grup nörodejeneraratif hastalıkta ise moleküler etken bilhassa sinir sisteminde yaygın bir metabolik yolun (sırasıyla, myelin biyosentezi ve kolesterol taşınması gibi) aksaması sonucudur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sinir-sistemi-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinir Hastalıkları</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sinir-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sinir-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:32:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[infeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sinir]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=884</guid>
		<description><![CDATA[Sinir hastalıkları sinir sistemini meydana getirenbeyin,beyincik,omurilik,kafa sinirleri ve çevre sinirlerini tutan bozukluklardan dolayı ortaya çıkan hastalıklar. Sinir sistemi insan vücûdunun en karmaşık ve en ince detaylara kadar hizmet götüren bir sistemi olduğundan, buranın hastalıkları birçok diğer sistemi de ilgilendirir.Nöroloji, sinir sistemi hastalıklarıyla ilgilenen bir tıp koludur. Sinir hastalıkları organik (marazî, hasara bağlı) olabildiği gibi, sinir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sinir_hastaliklari_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sinir_hastaliklari_b-150x150.jpg" alt="" title="sinir_hastaliklari_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-885" /></a></p>
<p>Sinir hastalıkları sinir sistemini meydana getirenbeyin,beyincik,omurilik,kafa sinirleri ve çevre sinirlerini tutan bozukluklardan dolayı ortaya çıkan hastalıklar. Sinir sistemi insan vücûdunun en karmaşık ve en ince detaylara kadar hizmet götüren bir sistemi olduğundan, buranın hastalıkları birçok diğer sistemi de ilgilendirir.Nöroloji, sinir sistemi hastalıklarıyla ilgilenen bir tıp koludur.<br />
<span id="more-884"></span><br />
Sinir hastalıkları organik (marazî, hasara bağlı) olabildiği gibi, sinir sisteminin belli bir kısmındaki görev yapabilirliğin azalmasına bağlı, yâni fonksiyonel de olabilir. Fonksiyonel denilen hastalıklarda yapıyla ilgili bir hasar veya eksiklik yoktur. Merkezî sinir sistemi, periferik sinirler ve otonom sinir sistemi olarak üçe ayrılan sinir sistemini ilgilendiren hastalıklar, bunlardan birini veya birden fazlasını ilgilendiriyor olabilir. Nöronlar, yâni sinir hücreleri dış etkilere karşı son derece hassastırlar. Bu hücrelerin ölmesi hâlinde yerine yenileri gelmez. Başka bir tâbirle, sinir sisteminde tâmir ve yeniden oluşum (reparasyon ve rejenérasyon) mümkün değildir. Yalnızca periferik (çevre) sinirlerde bir kendini yenileme vardır ki, bu da son derece yavaştır. </p>
<p>Sinir sisteminin hastalıkları, son derece çeşitli sebeplerden ortaya çıkabilir. Doğuştan olanlar, travmalardan, iltihaplardan, zehirlenmelerden olanlar bunlardan sâdece birkaçıdır. Fonksiyonel hastalıklar ise herhangi bir bozukluk olmaksızın ortaya çıkan durumlardır ki, vücudun herhangi bir bölümünü tutabilirler. Aşağıda sinir sistemiyle ilgili hastalıkların en önemli sebepleri ve bunların örnekleri verilmiştir. </p>
<p>1. İnfeksiyonlar: Menenjit, beyin absesi, ensefalit gibi. </p>
<p>2. Damar hastalıkları: Tıkanmaya bağlı felçler, beyin kanamaları. </p>
<p>3. Tümörler: Olduğu bölgeye göre görev aksaklığı, felçler, hâfıza ve idrak kusurları. </p>
<p>4. Travma: Beyin kanamaları, sinir kopmaları, zedelenmeler. </p>
<p>5. Gelişme bozuklukları: Mongolizm türü geri zekâlılık, omurilik gelişme bozukluğu (spina bifida). </p>
<p>6. Metabolik hastalıklar: Hormon bozuklukları, kan hastalıkları, karaciğer hastalıkları, metal metabolizması bozuklukları da, sinir sisteminde bozukluklara sebep olabilmektedir. </p>
<p>7. Myelin kılıfı (sinirleri saran kılıf) hastalıkları: Multipl skleroz bunlara en önemli örnektir. </p>
<p>8. Paroksismal (arada bir gelen bozukluklar): Migren, histamin baş ağrısı, epilepsi (sara), meniere hastalığı (tekrarlayıcı başdönmeleri) bunlardandır. </p>
<p>9. Zehirlere bağlı hastalıklar: Bakteri zehirlerine bağlı (tetanoz), metal zehirlerine bağlı (arsenik), organik bileşiklere bağlı ziherlenmeler (alkol, karbonmonoksit) en önemlileridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sinir-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sersemlik hissi</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sersemlik-hissi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sersemlik-hissi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sersemlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sersemlik hissi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=881</guid>
		<description><![CDATA[Sersemlik hissi, günlük hayatta en sık yakınmalardan biridir ve sıklığı yaş ile artar. Hastalar bu sersemlik hissini; baş dönmesi, halsizlik, dengesizlik, bayılma vs. gibi tanımlarlar. Sersemlik hissine sebep olan en önemli neden, beyine giden kan akımında azalma meydana gelmesidir. Beyine giden kan akımındaki azalma, beyine giden damarlardaki hastalıklardan (boyun damarları tıkanması vs.) veya kalp fonksiyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sersemlik_hissi_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sersemlik_hissi_b-150x150.jpg" alt="" title="sersemlik_hissi_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-882" /></a></p>
<p>Sersemlik hissi, günlük hayatta en sık yakınmalardan biridir ve sıklığı yaş ile artar. Hastalar bu sersemlik hissini; baş dönmesi, halsizlik, dengesizlik, bayılma vs. gibi tanımlarlar.</p>
<p>Sersemlik hissine sebep olan en önemli neden, beyine giden kan akımında azalma meydana gelmesidir.</p>
<p>Beyine giden kan akımındaki azalma, beyine <span id="more-881"></span>giden damarlardaki hastalıklardan (boyun damarları tıkanması vs.) veya kalp fonksiyon bozukluklarından olabilir. Bu ikisi en önemli sebeptir. Bunun dışında, tansiyon düzensizlikleri, özellikle bacaklardaki his ve algılama bozukluğu gibi sebepler, kişide sersemlik hissine neden olur.<br />
Sersemlik hissini aslında hastalar bize anlatırlar. Yaşlılarda ve özellikle panik atak olan kişilerin, bu şikayetleri pek önemsenmez. Çünkü, şikayet devamlıdır. İyi bir muayene ve tetkik olmazsa sersemlik nedeni bulunamaz.</p>
<p>Sersemlik hissi ile bize müracaat eden hastaların, en sık şikayetlerini sıralarsam;<br />
1-Ani başlayan baş dönmesi, bulantı, kusma, terleme ve taşikardi. Bu şikayetler uzun süre olabilir, yeni başlamışta olabilir.</p>
<p>2-Göz hareketleri ile artan baş dönmesi ve sersemlik hissi.</p>
<p>3-Denge bozuklukları, el becerilerinde azalma, düzgün yürüyememe.</p>
<p>4-Kulakta dolgunluk hissi ve hareketle başlayan baş dönmesi.<br />
Yukarıda saydığım şikayetler ani gelişirse ve hemen bir hekime başvurulursa tedavide sonuç daha iyi alınır. Fakat tedaviye doktor gözetiminde devam edilmezse veya doğru tanı konmazsa, hastalık kronik hal alır. Hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde bozar.</p>
<p>Hastalığın tanısı nasıl konur.</p>
<p>1-Öncelikle iyi bir anemrez alınmalı. Anemrez demek hastanın, hastalıkla ilgili hikayesi ve sıkıntıları demektir. Deneyimli bir hekim; iyi bir anemrez ve muayene ile teşhisi büyük oranda koyar.</p>
<p>2-Düşünülen tanıya göre, beyin grafisi, (MR, BT) veya kulak ile ilgili testler ya da kalp ile ilgili bir patoloji düşünülüyorsa; kardiyolojik yönden iyi bir değerlendirme yapılır. </p>
<p>2-Sistemik nedenleri ekarte etmek için rutin laboratuar testleri yapılır. Tedavi için tanıyı doğru koyup, doğru ilaç seçmek gerekir. Primer bir neden varsa, örneğin beyine giden her hangi bir damar tıkalıysa önce bunun tedavisi yapılmalı radyolojik girişim yapılabilecekse yapılmalı yoksa ilaç verilmelidir. Daha sonra bu durumun yol açtığı belirtiler tedavi edilmelidir.</p>
<p>Hastalığa sebep olan neden ve bunun yol açtığı belirtiler hasta ve hasta yakınlarına anlatılmalıdır. Tedavi süreci ve ilaçlar hakkında ayrıntılı bilgi verilmelidir.<br />
Sersemlik hissinin nedeni iyi saptanıp tedavi edilmezse, şikayetler devam eder. Hatta yaşla beraber artar. Bunun yanında tedavideki başarı, oluşan hasarın kalıcı olup olmamasına bağlıdır. Doktora ne kadar erken başvurulursa tedavi şansı o kadar yüksek olur. Her yazımda söylediğim gibi erken teşhis, erken ve kalıcı tedaviyi sağlar. </p>
<p>Kaynak: Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sersemlik-hissi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sara</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sara.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sara.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:09:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[sara]]></category>
		<category><![CDATA[sinir]]></category>
		<category><![CDATA[şuur kaybı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=878</guid>
		<description><![CDATA[Genellikle şuur kaybı ile birlikte olan ve nöbetlerle giden bir sinir sistemi hastalığı. Bir sara nöbeti beyin foksiyonunda kısa süreli bir bozukluk olarak târiflenebilir. Bir grup beyin hücresi âni olarak elektrik deşarjı göstermekte ve nöbet ortaya çıkmaktadır. Nöbeti başlatan asıl sebebin sinir hücreleri arası akım geçişiyle vazîfeli maddelerarası (nörotransmitterler) dengesizlik olduğu sanılmaktadır. Sara, yaygın (büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sara_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/sara_b-150x150.jpg" alt="" title="sara_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-879" /></a></p>
<p>Genellikle şuur kaybı ile birlikte olan ve nöbetlerle giden bir sinir sistemi hastalığı. Bir sara nöbeti beyin foksiyonunda kısa süreli bir bozukluk olarak târiflenebilir. Bir grup beyin hücresi âni olarak elektrik deşarjı göstermekte ve nöbet ortaya çıkmaktadır. Nöbeti başlatan asıl sebebin sinir hücreleri arası akım geçişiyle vazîfeli maddelerarası (nörotransmitterler) dengesizlik olduğu sanılmaktadır.<br />
<span id="more-878"></span><br />
Sara, yaygın (büyük nöbet ve küçük nöbet) veya parsiyel (kısmî nöbetler) olabilir. Yaygın nöbetlerde şuur kaybı vardır. Fokal nöbetlerde şuur, sinir sisteminin bâzı mesâfelerinde kalabilir. Anormal elektrik deşarjı beynin belli bir bölgesindedir. Ancak komşu bölgelere yayılıp, yaygın nöbete dönüşebilir. </p>
<p>Saranın bir kısmının sebebi bilinmez. Bunlar bilhassa çocuklukta başlar. İbn-i Sinâ, Kânun ismindeki tıp kitabında; sara hastalığını anlatırken cinden bahsetmektedir. Burada diyor ki; hastalıklara birçok maddeler sebep olduğu gibi, cinnin hâsıl ettiği hastalıklar da vardır ve meşhurdur. Bir kısmı kafa içi hastalıklardan dolayıdır (kafa yaralanmaları, beyin tümörleri ve beyin damarları hastalıkları). Diğer bir kısım vak&#8217;alar beyin dışı hastalıklara bağlıdır (kan şekeri azlığı, kanda üre artışı, kalb sektesi, bâzı ilâçlar ve alkol alımı). Sara vak&#8217;alarının % 5 kadarında da sebep titrek ışıktır. Televizyon seyretmek, bunların çoğuna nöbeti getirir. </p>
<p>Büyük nöbet (Grand mal): Tonik-klonik nöbet de denen bu nöbet halk arasında sara denince akla gelen nöbettir. Herhangi bir yaşta başlayabilir. Büyük nöbet birçok safhadan meydana gelir. Aura denen ilk safhada hasta kaşıntı, koku, tat, mîde ağrısı gibi bir his duyar. Her zaman olmayabilir. Bundan sonra tonik safha başlar, hasta şuurunu kaybeder ve ayakta ise düşer. Hastanın bütün kasları aynı anda kasılır. Bu sebeple önce bir çığlık duyulur. Hasta nefes alıp, veremez ve morarır. Ayrıca idrar ve dışkısını kaçırabilir, dilini ısırabilir. 30 sâniye sonra derin bir nefes alır ve klonik safha başlar. Bu safhada kaslar bir kasılıp bir gevşediğinden vücutta silkinti hareketleri ortaya çıkar. Çene ve dil hareketleri sonucu tükrük köpük hâline gelir. Bu safha da 30 sâniye sürer ve sonra gevşeme safhası başlar, hasta derin uykuya dalar. Görünüş komaya benzer, ama hasta her an uyandırılabilir. </p>
<p>Küçük nöbet (Petit mal): Daha çok çocukluk çağında başlar. Ancak erişkinlikte de sürebilir, büyük nöbetlere yerini bırakabilir. Nöbete kısa süreli şuur kaybı eşlik eder. Bunların bir kısmında hasta tutulduğunda dik dik anlamsızca karşıya bakar. 10-15 sâniye sürer ve gözden kaçabilir. 6-12 yaşında başlar. Bir kısmı daha nâdirdir ve kollarda, âniden hareketle belirli kısa süreli şuur kaybıyla gider. Daha çok delikanlılık döneminde görülür. En az görülen tipinde hasta âniden şuursuz olarak yere düşer; fakat, hemen şuur yerine gelir geri kalkar. Bu da 2-6 yaşlarında başlar. Bâzan yemek yerken elinden kaşık düşecek veya yazı yazarken kalem kayacak kadar kısa sürebilir. </p>
<p>Kısmî (Parsiyel) nöbetler: Genellikle hâdise yeri, beynin temporal lobudur. Koku, tat, işitme, görme hallusinasyonları, hâfıza bozukluğu gibi belirtiler olur. Genellikle rûhi değişiklikler eşlik eder. Nöbet sırasında şuur genellikle bozulur ama kaybolmaz. İrâde dışı ağız hareketleri, yalanlama, yutkunma sık görülür. Psikiyatrik hastalıkları taklit eder görünümde olabilir. </p>
<p>Kısmî nöbetlerin bir kısmı da adım adım ilerler tarzdadır (Jacksonian Epilepsy). Bunda deşarj bir yerde başlamakta ve komşu yerlere yayılmaktadır. Meselâ bu nöbet bir el parmağından başlar ve omuzda sona erer; hasta son vaziyette asker selâmı verir gibidir. Bu nöbetlerde şuur kaybı olabilir de olmayabilir de. Bu hastaların bir kısmında nöbetin olduğu kısım felçli kalır (Tedd felci). </p>
<p>Teşhis: Kesin teşhis, nöbetin görülmesiyle konur. Ancak bu pek mümkün olmaz. Nöbetin târifi yardımcı olabilir. Beyin elektrosu (elektro ensefalografi) teşhis koydurursa da bâzan nöbetler arasında normal olabilir. </p>
<p>Teşhisten sonra sebebin ne olduğu önemlidir. Genç erişkinlerde âniden başlayanları genellikle beyin tümörüne bağlıdır. Yaşlılarda ise beyin damarları hastalığıyla alâkalıdır. Ayırım için kafa filmleri ve bilgisayarlı tomografi gibi tetkikler yapılır. </p>
<p>Tedâvi: Sosyal, psikolojik tedâvi ve ilâçlarla yapılır. Çocuksa okula devam etmelidir. Erişkinler ağır işlerde çalışmaktan kaçınmalıdır. Adlî açıdan hastalar araç kullanamaz. Nöbeti teşvik eden faktörlere (meselâ bir kısmında televizyon seyretmek, bir kısmında rûhî sıkıntılar tetik çektirtebilir) dikkat etmelidir. Nöbet sırasında hasta yaralanmaktan korunmalı ve genel olarak ateşli, keskin, sivri ve sert cisimlerden uzak tutulmalıdır. </p>
<p>Başlıca sara ilâçları; fenitoin, fenobarbital, karbamazepin, süksinitin ve diazepam gibi ilâçlardır. Hiltit veya şeytan tersi adındaki zamkı, sara hastası koklarsa iyi olur. Asa foetide denilen bir zamk, esmer, pis kokulu, reçine olup, antispasmodique olarak (yâni iç organ spazmlarını çözücü olarak) Avrupa&#8217;da (toz, hap ve şırınga şeklinde) adale ve sinir gerginliğini gidermek için kullanılmaktadır. </p>
<p>Status epileptikus (Bitmeyen nöbet): Hiçbir iyileşme zamanı olmayan devamlı bir nöbettir. Çabuk kontrol edilmezse hasta ölebilir. Tedâvi âcil olup, öncelikle solunum yolları açık tutulur. En iyi ilâç diazepam olup, doktor tavsiyesine göre kullanılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/sara.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parkinson Hastalığında Tedavi Başarısı</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/parkinson-hastaliginda-tedavi-basarisi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/parkinson-hastaliginda-tedavi-basarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[Parkinson, ilerleyici ve tedavisi zor bir hastalıktır. Tedavi süreci ilerledikçe ilaçlara karşı direnç gelişir. Ve hastada istenmeyen bir çok yan etki oluşur. Hastalığın başlıca belirtileri, hareketleri başlatmada güçlük,uygulamada yavaşlık, kaslarda kasılma ve istirahat halinde olan titremelerdir. Zaman geçtikçe bu belirtilere yenisi eklenir. Parkinson hastalığı,beyinde dopamin denen bir maddenin eksikliği ile oluşur.Tedavinin ana amacı, eksik olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/parkinson_hastaliginda_tedavi_basarisi_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/parkinson_hastaliginda_tedavi_basarisi_b-150x150.jpg" alt="" title="parkinson_hastaliginda_tedavi_basarisi_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-876" /></a></p>
<p>Parkinson, ilerleyici ve tedavisi zor bir hastalıktır. Tedavi süreci ilerledikçe ilaçlara karşı direnç gelişir.</p>
<p>Ve hastada istenmeyen bir çok yan etki oluşur. Hastalığın başlıca belirtileri, hareketleri başlatmada güçlük,uygulamada yavaşlık, kaslarda kasılma ve istirahat halinde olan titremelerdir. Zaman geçtikçe bu belirtilere yenisi eklenir.<br />
<span id="more-875"></span><br />
Parkinson hastalığı,beyinde dopamin denen bir maddenin eksikliği ile oluşur.Tedavinin ana amacı, eksik olan bu maddenin tekrardan yerine konmasıdır.Bu amaçla en sık kullanılan ilaçlar,levadopa denen beyinde eksik olan dopaminin ön maddesidir.İkinci grup ilaçlar ise dopamine benzer etki gösteren dopamin agonistleridir.Bunlar dışında ,beyinde dopamin miktarını arttırmaya yönelik , dopamine benzer etki gösteren bir çok ilaç tedavide denenmiş ve halen günümüzde denenmeye çalışılmaktadır.</p>
<p>Bir hastalıkta çok ilaç denenmesinin sebebi, hastalıkta tedavinin tam başarı kazanmamış olmasıdır.Parkinson hastlığı,ilerleyici bir hastalıktır. Hastanın şifa beklentisi, kullanılan ilaçların kısıtlılığı,ilaçların bir süre sonra hastalığa etki etmemesi hastayı ve doktoru zor durumda bırakır. </p>
<p>Tedavide aşağıdaki hususlara dikkat etmek başarıyı arttırır.</p>
<p>1-Öncelikle deneyimli bir hekim tarafından doğru tanı konmalıdır. Bazı ilaçlar, kimyasal maddeler ve hastalıklar, parkinson hastalığına benzer belirtiler gösrerirler<br />
2-Hastalığın ağırlık derecesine göre ilk tercih edilecek ilaç grubuna dikkat etmek gerekir.Dopaminin ön maddesi olan. Levadopayı uzun süre kullanmak,istemsiz hareketler ve hastalık belirtilerinde dalgalanmalar yapar.Bazen istenmeyen istemsiz hareketler kalıcı olabilir</p>
<p>3-Parkinson hastalığında tedavi daha çok ilaçla kontrol altına alınamayan titremeye yöneliktir. Cerrahiden sonrada hastalar ilaçlardan kurtulamazlar.Kısaca cerrahi ilaçla kontrol altına alınamayan belirtileri, kontrol altına almaya çalışan bir metottur. Yalnızca titremi olan hastalarda başarı sağlanabilir.</p>
<p>4-Hastalık ilerledikçe, belirtileri kontrol altına almak için,hasta kendi kendine ilaç dozunu ayarlar.Bu durum ilaç doz ayarının bozulmasına neden olur.İlaca bağlı yan etkiler ortaya çıkar ve bazen bu yan etkilerin sona erdirilmesi imkansız hale gelir.<br />
Parkinson hastalığının tedavi başarısı hekimin doğru tanı koyması,uygun ilaç başlaması, hasta ve hasta yakını iletişim içinde olmasına bağlıdır. </p>
<p>Kaynak: Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/parkinson-hastaliginda-tedavi-basarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Parkinson Hastalığı</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/parkinson-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/parkinson-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=872</guid>
		<description><![CDATA[Parkinson hastalığı, beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığı. Genellikle orta yaş hastalığıdır. Adını hastalığı ilk defa 1917&#8242;de titremeli felç olarak tarifleyenJames Parkinson&#8217;dan almıştır. Binde bir sıklıkla görülen, müzmin, ilerleyici, tedavisiz iyileşmeyen birhastalıktır. Temel bozukluk, koordineli hareketleri düzenleyen beyin bölümlerindendir. Bu bozukluğu yapan sebep tam bilinmiyorsa idyopotik Parkinson hastalığı, sebebin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/parkinson_hastaligi_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/parkinson_hastaligi_b-150x150.jpg" alt="" title="parkinson_hastaligi_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-873" /></a></p>
<p>Parkinson hastalığı, beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığı. Genellikle orta yaş hastalığıdır. Adını hastalığı ilk defa 1917&#8242;de titremeli felç olarak tarifleyenJames Parkinson&#8217;dan almıştır. Binde bir sıklıkla görülen, müzmin, ilerleyici, tedavisiz iyileşmeyen birhastalıktır. </p>
<p>Temel bozukluk, koordineli hareketleri düzenleyen beyin <span id="more-872"></span>bölümlerindendir. Bu bozukluğu yapan sebep tam bilinmiyorsa idyopotik Parkinson hastalığı, sebebin belli olduğu durumlarda ise Parkinsonien sendromlar adı verilir. Bunlar: </p>
<p>Geçirilmiş beyin enfeksiyonları,<br />
Bazı ilaçlar,<br />
Arteioskleroz,<br />
Ailevi sebepler,<br />
Travma,<br />
Zehirlenmeler,<br />
Tümörler,<br />
Kandaki kırmızı hücrelerin aşırı yükselmesi </p>
<p>gibi durumlardır. </p>
<p>Hastalığın temel belirtileri titreme, sertlik ve hareketlerin yavaşlamasıdır. Titreme ilk ortaya çıkanı olup, genellikle başlangıçta tek eldedir. Zamanla aynı taraf bacağa ve karşı ele geçebilir. Sıklıkla hastalıktan vücudun bir yarısı baskın olarak etkilenir. Titreme dinlenirken olup, uyurken kaybolur; sinirlilik ve yorgunluk titremeyi arttırır. Sertlik veya katılık boyun kaslarından başlar ve başın gövdeden önde tutulmasına sebep olur. Bel kemiği de etkilenip bel hafif öne eğilir, diz kalça ve kol eklemleri bükük hal alır. Hasta, küçük hızlı adımlarla sendeleyerek yürür, hantallaşır, saatlerce oturur. Yazıya büyük başlar, harfler gittikçe küçülür ve yazının okunması güçleşir. Monoton bir konuşması vardır. Kasların tonusu arttığı için (sertleştikleri için) bükülü kolun açılmaya çalışılması sırasında dişli çark hareket ettiriliyormuş hissi alınır. Yüz adale faaliyetleri (mimik ve jestler) silinir, donuk, anlamsız çehre (maske yüzü) vardır. Hareketlere başlamakta güçlük çeker, cildi yağlanır ve %40 hastada bunama görülür. Kelimelerin son hecesini tekrar eder. Gözünü kırpmaması söylenip, burun köküne vurulunca kırpma hareketini kontrol edemez. Gözlerin yukarıya doğru dakikalar hatta saatlerce kayması da, hastayı çok rahatsız eden bir durumdur. </p>
<p>Tedavi üç grupta planlanabilir:<br />
Birincisi, hastayı, faydalı aktiviteler ve zihni faaliyetlerle içe kapanık ve cemiyetten ayrı olmaktan korumaktır.<br />
İkincisi, cerrahi tedavi olup, hastanın ızdırabını azaltmak için kullanılmıştır ve hasta bölgenin, elektrik veya alkolle tahribinden ibarettir. Cerrahi tedavyle titreme genellikle düzelir, ancak katılık ve hareketlerde gözle görülür bir iyileşme olmaz.<br />
Üçüncü ve bugün Parkinson hastalığı&#8217;nın esas tedavisi olarak ele alınan tedavi ilaçla tedavidir. Beyinde sinir hücrelerinin uyarılabilme özelliğini arttıran asetilkolinle bunun aksini yapan dopamin arasında belli bir denge vardır. Parkinsonda bu denge asetilkolin lehine bozulmuş olup, tedavide dopamin açığının yerine konması gerekmektedir. Sentetik dopamin kan ile beyin arasındaki bariyeri aşamamaktadır. Bu problem kan-beyin engelini aştıktan sonra dopamine dönüşen, L-Dopa&#8217;nın bulunması ile çözümlenmiştir. Tedavide L-Dopa belirtilerin kaybolduğu doza kadar tedricen arttırılarak verilir. Bundan başka bir virüs ilacı olan amantadin, dopamin gibi etki gösteren bromocriptine de L-Dopa&#8217;ya yardımcı olarak tedaviye katılabilmektedir. Halen beyin doku nakli çalışmaları da devam etmektedir. Burada esas; beyin nakli olmayıp, yeni ölen ceninden dopamin yapan küçük bir bölüm, hasta beyne nakledilmektedir.<br />
Parkinsonizm<br />
Parkinsonizm kelimesi belli bir hastalıktan çok, değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi belirtiyle tanınan bir durumu çağrıştırır. Bu belirtilerin en önemlileri uzuvların titremesi, kasların sertliği ve vücut hareketlerinin yavaşlığıdır. Bu üçlemeye eklenebilecek diğer belirtiler arasında, öne eğik duruş şekli, küçük adımlarla ve ayaklarını sürüyerek yürüme, yumuşak, hızlı ve aynı tonda konuşma sayılabilir. Parkinson hastalığı, çeşitli parkinsonizm tabloları arasında kendine özgü belirtiler ve beyinde oluşturduğu değişikliklerle ayrı bir yere sahiptir ve ileride ayrıntılarıyla ele alınacaktır. </p>
<p>Parkinsonizmdeki titreme, özellikle elleri ve ayakları, bazen dudakları, dili, çeneyi, seyrek olarak da gövdeyi etkileyebilir. El veya ayakta dinlenme halinde ortaya çıkan titreme bir hareket sırasında kaybolur. Örneğin uzanıp bir cismi tutma hareketi sırasında eldeki titreme kaybolur, dinlenme haline geçince tekrar ortaya çıkar. Titremenin tıbbi karşılığı &#8220;tremor&#8221;dur. Dinlenme sırasında ortaya çıkma özelliği diğer hastalıklarda görülebilen çeşitli titremelerden ayırdedilmesine yardımcıdır. </p>
<p>Parkinsonizmde kaslarda dinlenme halinde bile değişmeyen bir sertlik bulunur. Hastayı muayene eden doktor uzuvları pasif olarak hareket ettirdiğinde sabit ve değişmeyen bir dirençle karşılaşır. Ancak etkilenmiş kaslar gevşeyemez gibi görünürse de, bu istenilen şekle sokulabilen bir sertliktir. Kaslardaki bu sertlik haline &#8220;rijidite&#8221; denir. </p>
<p>Üçüncü belirti vücut hareketlerinin yavaşlamasıdır ve &#8220;bradikinezi&#8221; olarak isimlendirilir (Yunanca&#8217;da &#8220;brady &#8220;yavaş, &#8220;kinesis&#8221; ise hareket manası taşır). Yeni bir harekete başlarken tereddüt, o eylemi yaparken yavaşlık ve hızla yorulma ile şekillenen karmaşık bir olaydır. Bradikinezi, gözleri kırpma, yürürken kolları sallama, konuşurken açıklayıcı olarak yapılan el ya da beden hareketleri veya yüz ifadesini yaratan hareketler gibi farkında olmadan yaptığımız otomatik hareketleri yapmaktaki yetersizliği de içerir. Hastalarda tüm bu hareketler yavaşlamıştır. </p>
<p>PARKİNSONİZMİN NEDENİ<br />
Parkinsonizm adı altında toplanan karmaşık belirtiler beyinde &#8220;substansiya nigra&#8221; denilen özel sinir hücrelerinin oluşturduğu bir çekirdeğin iyi işlev görememesinden ileri gelir. Latince&#8217;de kelime anlamı &#8220;kara madde&#8221; olan bu çekirdeğin otopsi incelemesinde çıplak gözle hemen farkedilebilecek biçimde derinlemesine koyu renkte olduğu bilinir. Mikroskopla bakıldığında bu çekirdek içinde yer alan sinir hücrelerinde yoğun halde boya (pigment) zerrecikleri görülür. </p>
<p>Substansiya nigranın sinir hücreleri &#8220;dopamin&#8221; denilen kimyasal bir madde yapar ve depolar. Bu hücreler beynin derinliğinde bulunan ve komşu konumdaki küçük bir gri cevherden oluşan ve &#8220;korpus striatum&#8221; (çizgili cisim) denilen bir yapının sinir hücreleriyle bağlantılıdır. Substansiya nigra hücrelerinin yaptığı dopamin, sinir lifleriyle korpus striatuma taşınır ve oradaki hücreler arasında kimyasal iletici olarak görev alır. Substansiya nigra hücreleri hasara uğrarsa dopamin yapıp depolayamaz ve striatumda dopamin eksilir. Bu eksiklik ciddi boyutta olduğunda parkinsonizm belirtileri ortaya çıkmaya başlar. </p>
<p>Beyinde dopamin eksikliğine yol açan nedenler:<br />
1- Substansiya nigranın sinir hücreleri çeşitli sebeplerden yok olabilir: Bu durumun en sık rastlanan örneği Parkinson hastalığıdır. Diğer nedenler arasında beyinde adı geçen bölümün damar hastalıkları ve tümörleri, bazı kimyasal maddelerin harabedici etkisi, ansefalitler (beyin dokusu iltihabı) sayılabilir.<br />
2- Bazı ilaçlar dopaminin striatumdaki doğal etkisini engeller, böylece dopamin kimyasal mesajını iletemez ve dopamin eksikliği varmış gibi bir sonuç doğar. Psikiyatri hastalarında kullanılan bazı ilaçlar (majör trankilizanlar) ile içinde rezerpin bulunan tansiyon düşürücü ilaçlar, kusmaya karşı kullanılan bir çok ilaç parkinsonizm tablosuna yol açabilir, fakat sorumlu ilacın kesilmesiyle bu durum düzelir.<br />
3- Substansiya nigra hücrelerinin yanı sıra, striatumdaki sinir hücrelerinin de hasara uğradığı durumlarda, dopamin eksikliğinde oluşan tablolarla benzerlik ortaya çıkar. &#8220;Mültisistem dejenerasyonlar&#8221; adıyla tanınan bu hastalıklarda parkinsonizm dışında beynin başka bölgelerini de ilgilendiren nörolojik belirtiler söz konusudur. Bu hastalıkların küçük bir bölümünün kalıtımla geçtiği bilinir. </p>
<p>Daha fazla ayrıntıya girmeksizin görülmektedir ki parkinsonizmin birçok olası nedeni vardır ve bunların içinde en sık rastlananı Parkinson hastalığıdır. </p>
<p>PARKİNSON HASTALIĞI&#8217;NIN İLK BELİRTİLERİ<br />
Parkinson hastalığı belirtileri genellikle çok sinsi ve yavaş bir biçimde başlar, öyle ki hastalar çoğu zaman hastalığın başlangıç tarihini kesin olarak söyleyemezler. Hastalar ilk belirtinin farkına vardıkları zaman hastalığın bazı belirtileri uzun zaman önce başlamış olabilir. Bir elinde titreme yakınmasıyla başvuran bir hastanın 5-6 yıl öncesine ait çekilmiş video filmlerinde yürürken bir kolunu sallamadığı fark edilebilir ya da bazen hastanın eski fotoğraflarında öne eğik duruş özelliği dikkati çekebilir. Nitekim Parkinson hastalarının büyük çoğunluğunda sıklıkla ilk belirti titremedir, kimi hasta ise örnekte olduğu gibi titreme ortaya çıkınca hekime getirilir. Bunun gibi bazı hastalık belirtilerinin uzun süre devam etmesine karşın, Parkinson hastalığına ait bilgi eksikliği nedeniyle hekime geç başvurulduğuna tanık olmaktayız. </p>
<p>PARKİNSON HASTALIĞI&#8217;NIN TEMEL BELİRTİLERİ<br />
Titreme (Tremor)<br />
Parkinson hastalığının titreme, kas sertliği ve hareket azlığı ile şekillenen üç temel belirtisinden en belirgini olan titreme genellikle hastanın doktora en sık başvurma nedenidir. Parkinson hastalarının yaklaşık % 80&#8242;inde titreme ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Titreme sıklıkla bir taraftaki elde, bazen de bir ayakta ortaya çıkar. Titreme tek bir parmağın titremesine sınırlı kalabildiği gibi bazen de dili, dudakları ve çeneyi etkileyebilir ancak baş veya ses titremesine yol açmaz. </p>
<p>Titreme ufak salınımlı, yukarı-aşağı basit kol ve/veya bacak hareketi şeklinde olabildiği gibi daha sıklıkla karmaşık bir hareket halini de alabilir. Ön kolun hafifçe dışa dönmesi, baş parmak ve işaret parmakların ileri-geri hareketleri ve elin bozuk para sayma ya da bir çakıl taşını baş parmak ve işaret parmak arasında yuvarlama hareketi şeklinde olabilir. Titreme ayakta ortaya çıktığı zaman pedala basma hareketini andırır. </p>
<p>Düzenli ve belli bir hızda olan titreme saniyede 5 ya da 6 vurumludur. Parkinson hastalığında etkilenmiş olan el veya ayak, diğer hastalıklarda görülebilen titremelere benzemeksizin, dinlenme sırasında titrer. Titreme uyku sırasında ve o uzvun harekete başlamasıyla kaybolur. Sinirlilik, yürüme, stres altında kalma ya da zihinsel faaliyetle aşırı meşgul olma titremeyi arttırır. Böylece aralıklı olarak ortaya çıkabilen titreme hastanın ruh halini yansıtabilir. Örneğin evde gazete okurken titremesi olmayan bir hastanın ziyaretçisi gelince titremesi tekrar ortaya çıkabilir. Titremenin bu yönü hastaların toplum içinde sıkıntıya girmelerine yol açmaktadır ve bir çoğu bu nedenle arkadaşları arasında olmaktan vazgeçmektedirler. </p>
<p>Hastalar gözle fark edilemeyecek kadar ince titremeyi bile hissedebilirler ve bunu titreşim hissi gibi algılarlar. Nadir olarak görülen karın kaslarının titremesi, içerde titreyen bir şey varmış gibi hissedilir. Diyafram veya göğüs kasları titremesi &#8220;çarpıntı&#8221; gibi hissedilir ve hasta kalple ilgili bir sorun olduğunu düşünerek ilgili hekime başvurur. Bu şekildeki titreme kalp elektrosunda (EKG ) saptanabilir. </p>
<p>Titremesi olan her kişinin Parkinson hastası olmadığını vurgulamak gerekir. Sağlıklı insanlarda korku, heyecan gibi stresli durumlarda ellerde, bacaklarda geçici olarak titreme ortaya çıkabilir. Bunun dışında her yaşta görülebilen ve &#8220;esansiyel tremor&#8221; adı verilen iyi huylu, ailevi bir hastalıkta, kollar öne doğru uzatılınca ellerde titreme olur. El titremesinin yanı sıra özellikle yaşlı hastaların başında da titreme görülebilir. Bu hastalığın bir çok özelliği gibi tedavisi de Parkinson hastalığından farklıdır. Bunun dışında titremeye yol açan çeşitli nedenler arasında bazı ilaçların kullanımı, tiroid bezinin aşırı çalışması veya beyincik hastalıkları sayılabilir. </p>
<p>Kas sertliği (Rijidite)<br />
Bazı hastalar uzuvlarında sertlik hissinden yakınırlar. Bununla birlikte kas sertliği çoğu kez hastanın bir yakınması olmayıp hekimin fizik muayenede pasif harekete karşı olan bir direncin varlığını saptaması ile tanınır. Hekim hastaya gevşemesini söyleyerek, hastanın uzuvlarını eklem yerlerinden bir çok kez nazikçe gerer ve büker ve bu pasif harekete karşı eklem çevresinde direnç arar. Böyle pasif harekete karşı sürekli bir direnç bulunmasına &#8220;rijidite&#8221; denilir. Normalde kasların dinlenme halinde yumuşak ve gevşek olması gerekirken rijidite varlığında dinlenme halinde bile sabit biçimde gergin ve elle hissedilebilen belli bir sertlikte olduğu görülür. Parkinson hastalığında rijidite en sık el, ayak bileği, dirsek veya diz gibi eklemlerde saptanır. </p>
<p>Bazen kas sertliği hekim tarafından eklemde sanki &#8220;dişli çark&#8221; takılması varmış gibi hissedilir. Hastalar kas sertliğini yorgunluk, batma hissi, ağrı veya kramp şeklinde hissedebilirler. Omurga çevresi kasların sertliği oldukça seyrek görülür, sırt ağrısı ya da bel ağrısı yaratabilir ve genellikle öne eğik durmakla şiddetlenir. Baldır ve ayak kasları sertliği ağrılı kramplar şeklinde ortaya çıkabilir. </p>
<p>Hareketlerde yavaşlama (Bradikinezi)<br />
Parkinson hastalığının belki de özürlülük yaratan en temel belirtisi olan hareketlerdeki yavaşlama yani &#8220;bradikinezi&#8221;, her hastada erken veya geç olarak gelişir. Hareket yavaşlığı günlük yaşamdaki faaliyetlerin tümünün belli bir yavaşlıkta olmasına yol açar. Hareketlerin düzenli aralarla tekrarı ve eklemlerin hareket açıklığı azalmıştır. Hastaların basit günlük işlerini yapma sırasında, örneğin düğme ilikleme, kravat ve ayakkabı bağlama, yazı yazma ve çatal-bıçak kullanma gibi incelik isteyen işlerde başlangıçta hafif derecede hissettikleri güçlük giderek artar. Zamanla istemli hareketlerin çoğunun yapılmasında, örneğin yemek yerken ve çiğnerken, alçak bir koltuktan doğrulurken, otomobile binerken ve inerken, yatakta bir taraftan diğer tarafa dönerken zorlanmalar dikkati çeker. Yukarıda sözü edilen istemli hareketlerin yavaşlamasının yanı sıra, gözleri kırpmak ve yürürken kolları sallamak gibi otomatik olarak yapılan, birbirinin aynı olan hareketler de azalır ya da kaybolur. </p>
<p>Hareket yavaşlığı ne çok kadar belirgin olsa da hastaların kas gücü, yani kuvveti normaldir. Hastanın bu yöndeki yakınması genel bir yorgunluk hali, örneğin yürürken ya da diş fırçalarken yapılması gereken ardısıra hareketlere kumanda ederken uzuvlarda hissettiği tutukluktur. Hareketlerdeki bu tür yavaşlık zamanla hastaları başkalarına bağımlı hale getirebilir. Yavaşlığı ağır derecede olan bir hastada titreme ya da rijidite bulunmayabilir. </p>
<p>&#8220;Akinezi&#8221; ise hareketsizlik anlamı taşır ve genellikle hastalığın ilerlemiş olduğu dönemlerde ortaya çıkar. Bu durumdaki Parkinson hastaları uzun süre izlendiğinde, gözle görülür bir hareket yapma yeteneğini yitirdikleri görülür: göz kırpma, doğal yüz ifadesini oluşturan hareketler (mimikler), oturuşu düzeltmek gibi yardımcı hareketler gözlenmez. Böyle hastalar sadece kıpırdamadan oturur ve sabit bir bakışla bakarlar.<br />
Parkinson Hastalarında Beden Eğitiminin Yeri </p>
<p>Parkinson hastalarında tıbbi tedavinin yanı sıra beden eğitimi hareketleri de çok önemlidir. Fiziksel olarak zinde olan hastaların uzun hastalık seyriyle daha iyi başa çıktıkları bilinen bir gerçektir. </p>
<p>Beden eğitiminin, yapılabildiği ölçüde, özellikle kas sertliği ve hareket yavaşlığı üzerine olumlu etkisi nedeniyle hastanın kendisini daha iyi hissetmesine katkısı vardır. Bilindiği gibi kullanılmayan kasların zamanla kitlesi azalır ve boyu kısalır (kontraktür), dolayısıyla vücudun kas yapısının korunması için beden hareketleri yapmak zorunludur. Benzer biçimde, eklemlerin her gün normal hareket menzilinde hareket ettirilmeleri gereklidir, aksi takdirde kullanılmayan bir eklemi kuşatan bağ dokusu sertleşir ve eklem hareket yeteneğini kaybederek kalıcı biçimde işlev kaybına uğrar. Böylece düzenli kas faaliyeti kasları ve eklemleri korur, ayrıca kalbin çalışmasına, kan dolaşımına ve akciğerlerin havalanmasına da katkıda bulunur. </p>
<p>Bunların dışında beden hareketleri yapanlarda daha az kabızlık olur, böbrekler, idrar yolları ve mesane daha iyi çalışır. Öte yandan fiziksel faaliyet zihin için de iyidir. Kaslardaki gevşeme ve rahatlama fikirlerin olumlu yönde değişmesine de yol açar. Beden hareketlerinden sonra mutluluk hissi, kendini iyi hissetme duyguları kişiye hakim olur. </p>
<p>Kendi gözlemimize dayanarak hastalarımız arasında düzenli olarak beden hareketleri yapanların, yapmayanlara göre günlük yaşamlarında daha hareketli olduklarını söyleyebiliriz. Beden eğitimi hareketleri özellikle alışık olmayan hastalar için başlangıçta zevksiz ve sıkıcı görünse de, bunu günlük yaşamın bir parçası olarak kabul etmeleri kendileri için yararlı olacaktır. Aile bireyleri de en az hekim kadar bu konuda destekleyici ve teşvik edici bir tutum içinde olmalıdırlar. Mesleği gereği fazla hareket eden hastaların bu bakımdan daha şanslı olduklarını belirtmekte yarar vardır. </p>
<p>Hastalar normal hareket açıklığına kavuşması amacıyla tüm eklem ve kaslarını her gün kısa sürelerle çalıştırmalıdırlar. Bu çalışmaların hastayı aşırı derecede yoracak kadar ağır olması ya da uzun sürmesi şart değildir. Eğer hasta tercih ediyorsa sabit duran bisiklet ya da kürek çekme aleti gibi bazı aletlerden yararlanabilir, ancak bunların aletsiz yapılan hareketlere bir üstünlüğü görülmemiştir. </p>
<p>Yürüme hastalar için mükemmel ve ılımlı bir egzersizdir. Yürümenin hızı, süresi ve mesafesi hastanın yetenek ve gücüne göre değişebilmekle birlikte günde bir buçuk-iki kilometre yürüyüşün yorucu olmadığı gibi gevşetici ve canlandırıcı bir etkisi de vardır. Yürüme şehirde ya da kırsal kesimde kolaylıkla hobi şeklinde yapılabilir, veya her sabah köşedeki dükkana gidip alışveriş yapmak, dönüşte başka bir yoldan dönmek şeklinde günlük yaşamın bir parçası haline getirilebilir. Bunun dışında yüzme son derece yararlı bir spordur, ancak denge ve yürüme bozukluğu olmayan hastalara, eğer imkanları varsa yazın sığ sularda, güvenli koşullarda yüzmesi önerilir. Eskiden beri yapmaktan hoşlandığı tenis, futbol gibi faaliyetleri varsa hasta bunları sürdürmelidir, zira bu tür sporlarda öğrenilmiş hareketler, yürüme gibi içgüdüsel olarak yapılan hareketlere kıyasla Parkinson hastalığından daha az etkilenir. </p>
<p>BEDEN EĞİTİMİ HAREKETLERİ<br />
Büyük eklemleri ve onları ilgilendiren kasları düzenli olarak her gün çalıştırmanız size son derece zindelik kazandıracaktır. Özellikle sabah yataktan kalkar kalkmaz yapıldığında, gün boyu daha fazla hareketlilik kazanabilirsiniz. Parkinson hastalığına ait belirtileriniz tıbbi tedaviyle kontrol altına alınmış ise ve ağır kalp yetmezliği sorunu taşımıyorsanız, aşağıda yer verilen bazı basit beden eğitimi hareketlerini çalışmanızın size yararlı olacağına inanıyoruz. </p>
<p>Bazı hareketleri bir kez öğrendikten sonra, evde her gün kendi başınıza yapabilirsiniz. Hareketlerinizdeki kısıtlılık nedeniyle tek başınıza beden hareketlerini çalışamayacaksanız, bir fizyoterapistin yardımıyla germe egzersizleri ve bazı pasif hareketler yapılabilir ve daha sonra aile bireylerinden biri tarafından her gün ve düzenli olarak uygulanabilir. Her gün yapılan egzersizlerin günlük yararı hafif olsa bile, birikmiş yararlı etkisini haftalar sonra fark edeceksiniz. Günde 5-10 kez ya da daha fazla yapmanız önerilen bazı egzersizler aşağıda tarif edilmiştir. </p>
<p>Sırtüstü Yatarken Yapılacak Egzersizler<br />
1. Her bir bacağınızı, diz bükülü haldeyken, sırayla karnınıza doğru çekiniz, diğer bacağınızı yataktan kalkmayacak şekilde bastırınız. Bu arada ellerinizden destek alabilirsiniz.<br />
2. Ellerinizden destek alarak, her iki bacağınızı dizlerinizi bükerek karnınıza doğru çekiniz.<br />
3. Her bir bacağınızı sırayla, dizlerinizi bükmeden havaya kaldırınız.<br />
4. Dizlerinizi bükmeden ayaklarınızı bilekten kendinize doğru bükünüz ve 5 sn tutunuz.<br />
5. Kol ve bacaklarınızı yanlara doğru açıp kapatınız.<br />
6. Her iki bacak bitişik ve dizler bükülü halde iken kalça hareketi ile sağ ve sol yana dönerek dizlerinizi yatağa değdirmeye çalışınız.<br />
7. Bir önceki hareketi yaparken bacaklarınızı bir yana, başınızı aksi yöne çeviriniz.<br />
8. Dizleriniz bükülü halde, el ve ayaklarınızı yatağa bastırarak kalçanızı yataktan yukarı doğru kaldırıp 5 sn. tutunuz.<br />
9. Bir önceki hareketi, avuç içi yukarı bakacak şekilde ellerinizden kuvvet almadan tekrarlayınız.<br />
10. Dizleriniz hafif bükülü iken, baş ve omuzlarınızı kaldırarak ellerinizi dizlerinize değdirmeye çalışınız.<br />
11. Dizleriniz bükülü, elleriniz kenetli iken sırayla sağa ve sola doğru uzanmaya çalışınız ve 5 sn. kalınız. </p>
<p>Yüzüstü Yatarken Yapılacak Egzersizler<br />
1. Eller arkada kenetli iken baş tavana bakacak şekilde göğsünüzü yataktan kaldırınız. Bu durumdayken başınızı sağa ve sola çeviriniz.<br />
2. Ellerinizle yatağa abanarak, dirsekler düz olacak şekilde baş ve göğsünüzü yataktan kaldırınız.<br />
3. Dizlerinizi sırasıyla bükünüz. </p>
<p>Otururken Yapılacak Egzersizler<br />
1. Kollarınız yanda, gövdeniz öne eğik pozisyonda iken nefes alınız ve sırtınız dik olacak şekilde doğrulunuz.<br />
2. Vücudunuzun ağırlığını sırayla sağ ve sol yanlara eğilerek aktarınız.<br />
3. Bir dizinizi kendinize doğru çekerken diğer tarafa eğilerek ağırlık aktarınız.<br />
4. Dizinizi kendinize doğru çekiniz ve başınızı yavaşça dizinize yaklaştırmaya çalışınız. Başlangıç konumuna geri dönünüz. Sırtınızı dik tutmaya çalışınız.<br />
5. Sırayla topuklarınızı ve parmak uçlarınızı yerden kaldırınız.<br />
6. Daha sonra bir ayağınızın topuğunu kaldırırken diğer ayağınızın parmak ucu kalkacak şekilde hareketi tekrarlayınız.<br />
7. Elleriniz dizler üzerinde çapraz yaptıktan sonra, kollarınızı yanlardan yukarıya doğru bir daire çizecek şekilde kaldırınız ve indiriniz. Kollarınızı kaldırırken burundan derin bir nefes alıp, kollarınızı indirirken ağızdan nefes veriniz.<br />
8. Kollar yana açık konumda iken ellerinizi omuzlarınıza koyunuz ve sağa doğru dönerek 5sn. durunuz, daha sonra orta pozisyona gelip işlemi sola doğru dönerek tekrarlayınız.<br />
9. Sağ kol düz bir şekilde ileri uzatılırken, sol bacağınızı karnınıza doğru çekiniz. Daha sonra aynı işlemi sol kol-sağ bacağınızla tekrarlayınız.<br />
10. Sırayla sağ ve sol dizinizi düz bir şekilde ileri doğru uzatınız.<br />
11. Her iki omuzunuzu yukarı kaldırarak kulaklarınıza değdirmeye çalışınız.<br />
12. Her iki omuzunuza kendi ekseni etrafında daireler çizdiriniz.<br />
13. Başınızı önce öne sonra arkaya yatırınız.<br />
14. Başınızı sağa ve sola yatırınız.<br />
15. Başınızı bir yandan diğer yana çeviriniz.<br />
16. Başınızı önce saat yelkovanı yönünde, sonra ters yönde döndürünüz. </p>
<p>Not: 13-16. maddelerde belirtilen hareketleri başdönmesi, boyun eklemlerinde hareket kısıtlılığı, boyun fıtığı olan hastaların çalışmaları sakıncalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/parkinson-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Multipl Skleroz</title>
		<link>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/multipl-skleroz.html</link>
		<comments>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/multipl-skleroz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 08:04:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin ve Sinir Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Multipl]]></category>
		<category><![CDATA[Multipl Skleroz]]></category>
		<category><![CDATA[Skleroz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikrehberi.net/?p=869</guid>
		<description><![CDATA[Multipl Skleroz (MS) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu kılıfın (miyelin kılıfı) hastalığıdır. Kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleşmişdokular (skleroz) yer almaktadır. Bu sertleşmiş alana da plak denir. Bu plaklar, sinir sistemi içinde pek çok yerde oluşabilir ve sinirler boyunca mesajların iletilmesini engelleyebilir. MS belirtileri, şiddet ve seyir yönünden hastadan hastaya çok büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/multipl_skleroz_b.jpg"><img src="http://www.hastalikrehberi.net/wp-content/uploads/2010/02/multipl_skleroz_b-150x150.jpg" alt="" title="multipl_skleroz_b" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-870" /></a></p>
<p>Multipl Skleroz (MS) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu kılıfın (miyelin kılıfı) hastalığıdır. Kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleşmişdokular (skleroz) yer almaktadır. Bu sertleşmiş alana da plak denir. Bu plaklar, sinir sistemi içinde pek çok yerde oluşabilir ve sinirler boyunca mesajların iletilmesini engelleyebilir. </p>
<p>MS belirtileri, şiddet ve seyir yönünden hastadan<span id="more-869"></span> hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda değişik hastalık tabloları arka arkaya ortaya çıkar, daha sonra tam ya da kısmi iyileşme görülür. Belirtiler etkilenen sinir sistemi bölgesine göre farklıdır. Bunlar arasında halsizlik, karıncalanma, uyuşma, duyu eksikliği, denge bozukluğu, çift görme görme azlığı, konuşma bozukluğu, titreme, kol ve bacaklarda sertlik, güçsüzlük, idrar kaçırma veya yapamama, erkeklerde cinsel güç azlığı &#8230; sayılabilir. Tanımlanan belirtilerin bir ya da birkaçına birlikte rastlanabilir. </p>
<p>Multipl Skleroz (MS) genç insanlarda trafik kazaları dışında nörolojik nedenli özürlülüklerde birinci sırayı almaktadır.Hastalık genellikle gençlerde, kadınlarda, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda, kentlerde yaşayan eğitim düzeyi yüksek kişilerde görülen bir hastalıktır. </p>
<p>Hastalığın ilk belirtileri birkaç gün içinde ortaya çıkar; alevlenmeler ve düzelmelerle seyreder. Başlangıç dönemlerinde tam bir düzelme gösterirken bazen hastalığın ilerlemişevrelerinde, az sayıda hastada baştan itibarendüzelmeler olmaksızın kötüleşme söz konusu olabilir. </p>
<p>Bütün bunların dışında MS&#8217;in ne olmadığının da belirtilmesi, konunun daha iyi anlaşılması için yararlı olacaktır.Öncelikle Multipl Skleroz ölümcül bir hastalık değildir. Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır.Bu çalışmalarda ortalama yaşam süresi açısından MS&#8217;lilerle sağlıklı bireyler arasında önemli bir fark olmadığı ortaya konmuştur. </p>
<p>MS&#8217;li kişilerin, bazenaldıkları ilaçların etkisiyle enfeksiyon hastalıklarına karşı direnme güçleri azalır. Bu nedenle hastaların solunum yolları enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları gibi hastalıklara diğer insanlardan daha fazla yakalanma eğilimleri vardır. </p>
<p>MS, bir akıl ya da ruh hastalığı değildir. Halkımız arasında &#8220;sinir hastalığı&#8221; deyimi akıl hastalığı deyimi ile aynı anlamda kullanılmaktadır.Oysa MS tıbbi olarak tamamen bir sinir sistemi hastalığı olup merkezi sinir sistemi ile organların bilgi iletişimini sağlayan omuriliğin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>MSkalıtsal bir hastalık değildir. Bununla birlikte, genel olarak ailelerde genetik ortak faktörler kuşaktan kuşağa taşındığından ailelerinde MS bulunan kişilerin MS&#8217;e yakalanma eğilimi az da olsa vardır. Bunlara ek olarak MS&#8217;tebulaşıcılıksöz konusu değildir. </p>
<p>MS&#8217;in nedeni henüz kesin olarak tesbit edilebilmiş değildir. Bununla birlikte, beyin ve omurilikteki sinir telciklerinin etrafını saran miyelin tabakasının etkilendiği bilinmektedir. Burada bozulan, sinir dokusunun miyelin adı verilen özel bir bölümüdür ve bu tip bozukluğun adı &#8220;demiyelinizasyon&#8221;dur. Miyelininin bozulduğu alanda oluşan ve basitçe yara kabuğuna benzetebileceğimiz bu sınırlı alana da &#8220;PLAK&#8221; adını veriyoruz. Bu plaklar, daha önce yukarıda da belirttiğimiz gibi beyin ve diğer organlar arasındaki iletişimi engelleyerek bir takım bozuklukların oluşmasına neden olur. </p>
<p>Merkezi sinir sistemi (MSS) öğeleri, fonksiyonlarına göre semptomların nereden kaynaklandığını belirlemeye yarar. Beyin, (cerebrum) düşünce ve hareketi kontrol eder. Bu bölgede demiyelinizasyon (miyelin eksikliği) ; hafıza, motivasyon, kavrama, kişilik, dokunma, duyma, görme ve kas gücünü etkileyebilir. Beynin arkasında yer alan beyincik (cerebellum), hareketlerdeki koordinasyon ile bacaklar, kollar ve elleri kapsayan kas etkinliklerini kontrol eder. </p>
<p>Beynin bu bölümü, aynı zamanda yürüme, koşma gibi faaliyetler sırasında bedenin dengesini sağlar. Beynin 12 kranial sinirinin de etkilenme olasılığı vardır ki bunlar da ; görme, göz hareketleri, konuşma, yutkunma ve duymada zaaflara neden olabilir. Beyin sapı (brain stem), kafatasının merkezinde bulunur ve özerk (istem dışı) fonksiyonlar kadar göz hareketlerinden de sorumludur. Örneğin nefes almak, kalp atışları, terlemek, tuvalet gereksinimlerini karşılamak özerk fonksiyonlardır. </p>
<p>Son bölüm ise omuriliktir (spinal cord). Bu, geniş bir elektrik hattıgibi sinir tellerinin üzerindeki emirlerin beyin ve bedenin diğer bölümleri arasında rahatça dolaşımını sağlar. Bu bölümdeki harabiyet, vücut ve beyin arasında iletişim kaybına neden olur. Dokunma algısını da içeren mesajların beyne ulaşımı engellenir. Benzer olarak bacaklar, eller ve diğer organlarayönelik beyin emirleri engellenir.</p>
<p>Henüz bilinmeyen ve önceden anlaşılmayan bir nedenle ortaya çıkan ve en az 24-48 saat devam eden yeni birnörolojik bozukluk (uyuşmalar, denge ve yürüme bozuklukları, görme bozuklukları ve kayıpları &#8230;.) veya uzun zamandır devam eden bir durumun belirgin kötüleşmesi şeklindeyse bu durum &#8220;ATAK&#8221; olarak değerlendirilir. Bir ay içinde olan tüm olaylar aynı atağın parçaları olarak düşünülür.</p>
<p>Ataklar uygun şekilde ve mümkün olduğunca çabuk tedavi edilmelidir. Bu nedenle atak geçirdiğinizi düşünüyorsanız mutlaka zaman geçirmeden tedavinizi yürüten tıp merkezine başvurmalısınız. Bir atağın devam süresi ve ne zaman geçeceği önceden tahmin edilemez. İki atak arasında bir iyilik dönemi vardır. Bu dönem içinde hastalık ilerlemez ve vücut kendi kendini iyileştirmeye çalışır. </p>
<p>İki atak arasındaki iyilik döneminin ne kadar süreceği de bilinememektedir. Bazı MS&#8217;liler bir ataktan sonra bazen uzun yıllar ikinci bir atak geçirmemektedirler. </p>
<p>MS TANISI NASIL KONUR ?<br />
MS,beyin ve omurilikten gelen elektriksel mesajları organlara ileten sinirlerin miyelin adı verilen kılıflardaki iltihaplanmalar ve daha sonra bu iltihaplanan kısımlarda oluşan sertleşmeler nedeniyle mesajların organlara iletilmemesinden oluşur demiştik. Bu durum , bahsettiğimiz beynin ve omuriliğin çok farklı ve birbirine benzemeyen yerlerinde meydana geldiğinden değişik şikayetlere neden olur. Ortaya koyduğu sorunlar tablosu her hasta için farklıdır ve diğer hastalıkları çağrıştıran bir şekil alabilir. </p>
<p>Laboratuvar yöntemlerindeki büyük gelişmelere rağmen MS tanısı esas olarak hastanın öyküsü ile bulgu ve belirtilere dayanır. Yineleyip düzelmeler ile yani açıkça ayırtedilebilen ataklarla giden ve sinir sisteminde dağınık yerleşime ait bulguların saptandığı bir hastada tanı hiç zor değildir. Ancak bir atakla başvuran ya da hastalığın sinsi başlayıp yavaş yavaş ilerlediği durumlarda standart tanı kriterleri tam olarak karşılanmaz ve kesin tanı gecikebilir. </p>
<p>İlk olarak başdönmesi, çift görme, tek veya çift gözde görme azalması, dengesizlik ya da kol ve bacaklarda güç yitimi gibi semptomlar (belirtiler) ortaya çıkabilir. Nörolojik açıdan hastanın aşikar fonksiyon kayıplarının dışında kalan sistemlerine ait bozukluklarda saptanırsa MS&#8217;ten kuşkulanılır. Akabindeki dönemlerde, herbir atağın ardından görülen düzelici (remisyon) niteliği de gözlenirse tanı büyük ölçüde kesinleşir. </p>
<p>Her iki bacakta yavaş ilerleyici güç azlığı özellikle tanı zorluğu gösteren bir durumdur. Bu hastalarda sinir sisteminin diğer bölgelerine ait tutuluş bulgularının varlığı ve yardımcı laboratuvar incelemeleri ( manyetik rezonans görüntüleme, uyarılmış yanıtlar ) ile tanı konulabilir. </p>
<p>Tanıya yardımcı araçlardan en önemlisi beyin ve omuriliğin Manyetik Rezonans Görüntüleme ( MRG ) yöntemiyle incelenmesidir. Beyindeki plaklar MRG ile açık olarak görülürler. Plakların etkinlikleri ise damar yoluyla paramanyetik bir madde olan Gadolinyum ( Gd ) verilerek belirlenir. Bir plağın Gd tutması etkin olduğunu gösterir. </p>
<p>Tanıya yardımcı olarak beyin omurilik sıvısının bazı özellikleri incelenebilir. Olignokalband, miyelin temelli protein, immun globulin G indeksi gibi ölçümlerde normal dışı değerler bulunması beyinde bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorun olduğunun habercisidir. Ayrıca görsel, işitsel, ve bedensel uyarılmış yanıtlarda anormallikler olması da sırasıyla göz ve kulağın beyin bağlantıları üzerinde ve omurilikte yerleşmiş plağa işaret eder.. </p>
<p>Dikkatli bir hastalık öyküsü, nörolojik inceleme ve doğru kullanılmış laboratuvar değerlendirmeleri genellikle kesin tanıyı sağlar. MS tanısının olabildiğince çabuk ve doğru konması önemlidir. Hastaların çoğu gençtir ve tanıya bağlı pek çok önemli yaşam kararı vermeleri ( eğitim, evlilik, çocuk&#8230;) gerekecektir. Ancak tanı netleşmeden hiçbir hastaya MS tanısı yakıştırılmamalıdır.</p>
<p>MS EN ÇOK HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR ?<br />
Hastaların yaklaşık 2/3&#8242;ünde ilk belirtiler, 20-40 yaşlar arasında ortaya çıkar ancak 10 yaş gibi erken başlangıçlı hastalar ve 40 yaşından sonra başlayan vakalar da vardır. Kadın-erkek dağılımı açısından kadınlarda 2/3 kat daha sıktır. </p>
<p>MS HANGİ ÜLKELERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR ?<br />
Genel olarak bir ülke ekvatora ne kadar yakınsa orada MS daha az görülür. Kuzey ülkeleri gibi soğuk, rutubetli ve yağışlı ülkeler MS&#8217;in en sık görüldüğü ülkelerdir. Her iki yarı kürede de ekvatordan uzaklaştıkça risk artmaktadır. En yüksek sıklığı 40-60 derece enlemler arasında görülür. Ülkemiz orta derece risk kuşağında yer almaktadır ve yaklaşık otuz-otuzbeş bin MS&#8217;li olduğu sanılmakla birlikte dünyada bu sayının üç milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir.Her ırkta görülen bir hastalıktır. Ancak beyaz ırk, sarı ve siyah ırka oranla daha sık hastalanmaktadır. Örneğin aynı enlemlerde yer alan Japonya ve ABD karşılaştırıldığında; Japonya&#8217;da hasta oranı 4/100.000 iken, Amerika&#8217;da 40/100.000 dolayındadır. Irsi olmamakla birlikte bu hastalık için genetik bir yatkınlığın söz konusu olduğu kabul edilmektedir. </p>
<p>FARKLI ŞEKİLLERİ VAR MIDIR? VARSA NASILDIR?<br />
Seyir olarak hastalığın dört tipi vardır.<br />
1-İyi Huylu MS ( Benign ): Bu tipte hafif ataklar vardır ve atakları tam düzelme takip eder. Zamanla biriken bir kötüleşme olmaz ve kalıcı bir hasar bırakmaz.Bu tipte ilk belirti, genellikle el ve ayaklarda uyuşmalardır. Ancak hastalığın başlangıcından 10-15 yıl sonra , bazı olgularda küçük sekeller bırakabilirler. MS&#8217;li hastaların %10-15&#8242;i bu gruba dahildir<br />
2-Tekrarlayan ve Düzelen Tip (Relapsing-Remitting): MS&#8217;lilerin yaklaşık %25&#8242;i bu gruba girer. Erken dönemde genellikle benign tipe benzer ve ataklardan sonra tam iyileşme olur. Ataklar; gün, hafta veya aylarca sürebilir. Ataklar daha önceki bulguların alevlenmesi veya yeni bir şikayet şeklinde olabilir. Yine de tekrarlayan ataklar sonrası bazı sekeller kalabilir.<br />
3-İkincil İlerleyen Tip: Başlangıcı &#8220;Tekrarlayan ve Düzelen&#8221; tip gibidir.Relapsing-Remitting MS&#8217;lilerin % 40-50&#8242;si ikincil ilerleyen tipe dönüşür.Tekrarlayan ataklar sonrası düzelme daha zorlaşabilir, hatta durabilir. Böylece sekeller artabilir. Bu grup genellikle hastalığın başlangıcının 15-20 yılı içinde ortaya çıkar.<br />
4-Birincil İlerleyen Tip: Ataklarla birlikte ya da ataksız seyir gösterebilir. Ataklı seyirde hastalığın başlangıcından itibaren giderek artan fonksiyonel kayıplar yani sakatlıklar ataklarla daha da şiddetlenebilir ve giderek kalıcı fonksiyonel bozukluklar artar. MS&#8217;lilerin % 10-15&#8242;i bu gruba girer. </p>
<p>MS&#8217;lilerin üçte biri on yıl sonra da halen fonksiyoneldir ve özürlülük derecesi düşüktür. Bu nedenle yaşam kalitesini etkilese bile genel olarak iyi gidişli bir hastalık olarak kabul edilir. Hastalığın daha başlangıçta nasıl seyredeceğini bilmek olanaksızdır. Çünkü seyir kişiden kişiye değişmektedir. Ancak bazı hastalık özellikleri bize bir takım ipuçları verebilir. Örneğin; kadın olmak hastalığın ataklarla seyrediyor olması, birinci ile ikinci atak arasındaki sürenin uzun olması, ilk atakları iyileşerek atlatmak, hastalık başlangıç yaşının genç olması, ilk atakların dengesizlik, ellerde beceriksizlik, titreme gibi gibi bulgularla başlamaması gibi özellikleri iyi seyir lehindedir. Kısa sürede yatağa yahut tekerlekli sandalyeye bağımlı kalmak ya da yaşam süresini kısaltmak gibi klinik tablolar çok azdır. </p>
<p>HASTALIĞIN NEDENLERİ NELERDİR ?<br />
Bu konuda pek çok farklı teoriler olmasına rağmen, elimizdeki bilgilere dayanarak MS&#8217;e neyin neden olduğu tam olarak saptanamıştır. Yapılan değişik araştırmalarda hastalığa neden olabilecek çok çeşitli nedenler ( daha önce geçirilmiş virütik enfeksiyonlar, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler, beslenme alışkanlıkları, coğrafi etmenler, vücudun savunma sistemindeki bozukluklar ) sorgulanmışsa da hiç biri kesin neden olarak saptanamamıştır. </p>
<p>Bazı araştırmacılar, MS&#8217;e henüz belirlenemeyen bir virüsün neden olduğunu ileri sürmektedirler.Bu teoriye göre, çocuklukta veya gençlik döneminde vücuda giren bu virüs; beş, on ya da on beş yıl gibi bir süre hiçbir belirti göstermeden vücutta kalmakta, daha sonra yine bilinmeyen bir nedenle, örneğin şiddetli bir üst solunum yolu hastalığı sırasında ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Diğer bir grup bilim adamı ise, oto-immün ( vücudun kendi bağışıklık sisteminin neden olduğu ) bir hastalık olduğunu düşünmektedirler. Bu teoriye göre; vücudun bağışıklık sistemi normal olarak ,vücuda giren yabancı mikrop ya da viruslara karşı vücudu korumak için karşı saldırıya geçip onlarla mücadele etmesi gerekirken, MS&#8217;li kişilerde bilinmeyen bir nedenle, merkezi sinir sistemindeki sinirlerin miyelin kılıfına saldırıp onları tahrip etmektedir. </p>
<p>Yine araştırmalar göstermiştir ki, MS bu hastalığa genetik bir yatkınlığı olan kişilerde daha sıklıkla görülmektedir. Bu, MS&#8217;in kalıtsal olduğu anlamına gelmez, fakat beyaz kan hücrelerinde bir cins HLA antigenleri bulunan kişilerin MS&#8217;e diğer insanlardan daha çok yakalandıkları anlaşılmıştır. </p>
<p>Bu teorilerin tümünün bir arada etkileşim gösterdikleri de düşünülebilir. Yani genetik olarak yatkın kişilerde, MS ile ilgili bilinmeyen bir virüsün, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde harekete geçirerek, sinirlerin miyelin tabakasına saldırmaya ve onu tahrip etmeye yönlendirdiği söylenebilir. </p>
<p>Kaynak: Prof. Dr. Egemen İdiman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikrehberi.net/beyin-ve-sinir-hastaliklari/multipl-skleroz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

